Keukenhof

Keukenhof Tulip Gardens in Lisse, the NetherlandsImage via Wikipedia

Keukenhof, Hollanda’nın Lisse kenti yakınlarında kurulu oldukça büyük bir özel botanik parkı. Botanik derken çok ağırlıklı olarak “lale” türlerinin sergilendiği bir park. Hollanda’da Nisan ve Mayıs ayları lalelerin mevsimi olduğundan ancak bu aylarda gezilebiliyor.

Lisse şehrine tren ile erişim mümkün olmadığından, eğer tren ile gidilecekse Helligom kentine gidip buradan otobüs veya taksi ile Keukenhof’a gitmek en akıllıcası. Ayrıca Lisse de 1948′den bu yana kutlanan Bloemencorso‘ya (Çiçek Festivali) ev sahipliği yapan şehirlerden biri.

Batı dillerinde kullanılan lale kelimesinin “Tulip“, “Tulp”, “Tulipa” kökeninin Osmanlı Türkçe’sine ait “tülbent” kelimesinden geldiğini belirtmek isterim. Avusturya kralı I. Ferdinand’ın Kanuni Sultan Süleyman‘a elçi olarak yolladığı Ogier Ghiselin de Busbecq‘in “lale”leri sarık üzerine sarılmış tülbente benzetmesiyle batı dünyasında kendisine hayat bulan bir kelime. Lale’nin Avrupa’ya varışı ise sürprizlerle dolu bir serüven… Laleler Hollanda’ya vardığı zaman, ilk başta ne yapacağını bilemeyen insanların lale soğanlarını pişirip yemesinden tutun, lalelerin para yerine kullanılmasına kadar Hollanda tarihinde derin izler bırakmış bir bitki…

Tabi böyle bir kültürel arkaplana sahip olan bitki için Hollandalılar’ın yaptıkları gerçekten çok güzel: Keukenhof. Lale’ye bir saygı duruşu adeta. Peyzaj mimarlığı’nın doruğa çıktığı, insanı büyülediği yerlerden biri. Tabii ki lalelerin kendi kendilerine oluşturduğu bir yapı değil, özenle çizilmiş, tasarlanmış bir park. Bazen insan bu kadar yapay bir düzünlemeden sıkıntı duysa da sergilenen binbir tür lalenin güzelliği insanı alıp götürüyor.

Park beni de kendisine çeken özelliği olarak müthiş turistik bir yer. Turist insanlara atılan bütün kazıkların havada uçuştuğu bir yer diyebilirim. Tabii ki bu kadar güzellik içinde insan cebindeki parayı düşünmüyor. Giriş ücreti 2008 fiyatı ile 13,5€ kişi başı, ancak 6 yaşından küçük çocuklar ve 65 yaş üzeri kişiler için indirim mevcut. Bilet kuyruğunu hiç sormayın. Parka girdiğiniz anda sizi müthiş bir kalabalık karşılıyor, etrafta turistten para kazanmağa yönelik binbir türlü ıvır zıvırın bulunduğu küçük sayılabilecek bir meydan. Dilerseniz 3€ aldığınız haritayı, dilerseniz büyük tabelala halinde hazırlanmış haritaları kullanarak parkın içinde gezmeğe başlıyorsunuz. Parkta 6 tane pavyon mevcut. Bunlar Juliana, Bloembollen Info (Soğanlar için Danışma), Wilhelmina, Beatrix, Willem Alexander (Kraliçe Beatrix’den sonra kral olacak, nam-ı diğer “Portakal Prensi”ve Oranje Nassau. Bu pavyonlarda özel olarak sergilenen çiçekler mevcut ayrıca çeşitli toplantılar ve de gösteriler yapılıyor. Bunların dışında lokanta ve bar gibi dinlence tesisleri de mevcut.

Park oldukça büyük olduğundan gezmesi neredeyse bütün gününüzü alacaktır. Buna göre gideceğiniz zaman yanınızda bir spor ayakkabı götürmenizi şiddetle tavsiye ederim. Yanınızda yiyecek ve içecek sokabiliyorsunuz ancak ben piknik yapanlar görmedim, bu sebeple atıştıralacak bir şeyler iyi olabilir.

Amsterdam’dan Haarlem‘e geçtikten sonra, Helligom yönünde ilerleken trenden gözüken devasa lale tarlalarının güzelliğini de göreceğinizi eklemek isterim… Bir gün Hollada’ya bahar vakti yolunuz düşerse mutlaka ziyaret edin. Aşağıda Keukenhof’da çektiğim videoların kolajı ve Keukenhof fotoğrafları var, beğeneceğinizi umarım…

(Video ve fotoğrafları görüntülemek için bu bağlantıyı kullanabilirsiniz –> (more…)

Popularity: 15% [?]

Posted on 4 May '08 by admin, under Living Thing, Musical thing. No Comments.

Pippa Bacca’nın Ardından

Pippa Bacca’nın başına gelenleri okumadan, duymadan önce muhtemelen kendisinin adını dünyada duyan pek az sayıda insan vardı.

-0-

Pippa Bacca Brides on tour

Pippa Bacca bir sanatçıymış, “barış” için bir serüvene atılmağa karar vermiş bir sanatçı. Karar vermiş bir yola çıkacak, otostopla seyehat edecek ve barışı insanlara anlatacakmış. Adını pek çoğumuzun unuttuğu barış denilen o şeyi anlatacakmış…

Yola çıkmış, Türkiye‘ye varmış ve o gelinliği ile Gebze taraflarında yeni bir otostop yapmış ve bir daha kendisinden haber alınamamış. Daha sonra öğrendik ki, kendisi tecavüze uğrayıp, hunharca öldürülmüş ve barbarca yarı beline kadar gömülmüş.

Sonra günün birinde, Türkiye denilen masallar ülkesinde büyük, çok büyük olan bir kaç basın kuruluşu tarafından keşfedilmiş bu zalimlik. Bu masal ülkesinin basın kuruluşları çok içerlemişler yaşananları ve “Utanıyoruz” başlığı ile muştulamışlar. Aman nasıl olur, ne kadar zalimce edalarıyla. Bu basın kuruluşlarının “ulusal hassasiyeti” varmış, kulaktan kulağa konuşulurmuş bu, kimisi faşist dermiş kimisi başka bir şey. Bu muştuyla sıkıntıya girmiş ve eciş bücüş olmuş masal ülkesi toplumu çok utanmış. Bir anda herkes çok utanmış, çünkü ortada olan bir ülkenin rezil duruma düşmesi, ayıplanma tehlikesiymiş.

Bu basın kuruluşları Pippa Bacca‘nın ardından yarattıkları bu dalgayla adeta ülkenin paçasını kurtarmış, çünkü her daim yüce gördükleri milletleri bir töhmet altına gidecekmiş. Tecavüzcü ve katillik töhmeti. Bu furyayı duyan binlerce, onbinlerce, yüzbinlerce şiddete uğramış, tecavüz edilmiş, kan davasında öldürülmüş, zorla evlendirilmiş, cinsel istismarlarla boğuşmuş, emeği bir erkeğe oranla kat be kat daha fazla sömürülmüş, mutfağa hapsedilmiş, çocuk doğurma makinası haline getirilmiş masal ülkesi kadınlarının yüreği yanmış. Yabancı basında bunu okuyan milyonlarca kadının da yüreği yanmış…

O güne kadar kadın hakları için kılını kıpırdatmamış neoliberal basın, bu olayda toplumu bayağı örgütlemiş çünkü asıl amacı kadına uygulanan insanlık dışı muameleyi gözler önüne serip bununla mücadele etmek değil, o çok mühim ulusal gururu kurtarmakmış. Bunu yaparken çok güzel mazohist bir yol bulmuş: Üstün gururumu ayaklar altında çiğneteceğime, yerine utanç acısını koyar aradan sıyrılım!. Öylesine yazmışlar ki bunu, her duyan, her okuyan da Pippa Bacca’yı ve/veya aynı durumdaki diğer kadınları düşüneceğine ulusal onurunu/gururunu düşünmüş…

Bu ne kadar da iki yüzlü bir tutummuş değil mi? Daha bir kaç hafta önce nevruzlarını/newruzlarını/newrozlarını/yeni günlerini kutlarken kalabalığın arasında polisten dayak yiyen onlarca yaşlı kadını gördüklerinde utanmamışlar, erkekliğin egemen gücüyle sahnelenen binlerce tecavüz şakasını görünce utanmamışlar, bu masal ülkesinde ensest ilişkiye maruz kalmış milyonlarca kadını görünce utanmamışlar. Bu yüksek haysiyetli insanlar hiç utanmazlarmış. Bunun adı da utanmanın iki yüzlülüğüymüş…

Bu masal ülkesinin, kadınlara 3′er 5′er çocuk doğurma ödevi verip eve tıkmağa pek hevesli Başbakanı ise, söyleyecek bir kelime bulamamış…

Türkiye’den masallar dinlediniz efendim.

-0-

Bütün dünya kadınlarının, kadınlarımızın maruz kaldığı binbir zorluktan en fena olanlarından biri tecavüz. Türkiye’de bu konuda istatistik toplayanlar nasıl oluyor da katlanabiliyorlar bilmiyorum. Kendine gazete süsü vermiş bir takım faşist kurumlar özellikle Hürriyet gazetesi de bu son Pippa Bacca olayını ne kadar rezil biçimde kullanmıştır. Yazıklar olsun demeyeceğim, değmez…

Pippa Bacca ve aynı “kaderin” muzdaribi sayısız kadın, sizleri seviyorum, çok seviyorum…

PDF Sürümü/Version/Versie

Popularity: 19% [?]

Posted on 15 April '08 by admin, under Living Thing, Türkçe. No Comments.

Censorship in Turkey

New victim: Google Groups
Actual victim: Turkish Society

Turkey becomes more aggressive on censoring web sites. Probably you heard about censorship efforts of several countries like China, Iran, UAE, Egypt etc. Turkey slips rapidly to that league with the fascistic laws on internet regulation. It’s not all about freedom of expression it’s about racist, fascist and totalitarian ideology of law making institutions.

As a contrary, Turkey is still celebrating the “Banning of Press Censorship”. It should be 101st anniversary of that ban now.

After a big wave of anti child abuse movement, Turkey approved a limited internet regulation into law. It’s called “Penal Code 5651 of Regulation of Internet Media and Struggling Crimes by the Manner of Internet Media”. This penal code includes insulting the Ataturk (founder of Turkish Republic), promoting gambling, suicide, drugs & child abuse which leads to fine punishment, jail sentence and banning of sites. The most tricky word is Ataturk which allows the “ideological annotation” of judges. Because of the fanatic & illiterate judges it’s not possible to criticize the holy founder ideology. Simply it’s a ban of freedom of expression.

Related new amendments proposed by AKP (governing political party) on penal code 301 is not enough. This jurisdictions like penal code 301 &  5651 must be totally repealed for the future of democracy in Turkey.

It’s highly likely that insulting Ataturk & Turkishness caused the banning of Google Groups in Turkey. A sad day for democracy and Freedom of Expression

UPDATE: Access to Google Groups has been suspended because of the same guy who is very well known creationist made same thing to the Wordpress.com.

Technorati Tags: ,,,,,,

PDF Sürümü/Version/Versie

Popularity: 20% [?]

Posted on 10 April '08 by admin, under English, Political Thing. No Comments.

Ancient Tralleis: A Quick Tour in 10 Minutes

A slideshow and some videos: Shot during July 2007 around Tralleis excavation area with songs from Bulent Ortacgil.

Video links:
http://www.viddler.com/explore/bioengthing/videos/3/
http://www.vimeo.com/777904

Technorati Tags: ,,,

Popularity: 18% [?]

Posted on 12 March '08 by admin, under Archaeology Thing, English, Tralleis Thing. No Comments.

Eurovision 2008: Turkey / Mor ve Otesi - Deli

image

Special Podcast

Turkey’s Eurovision 2008 song contest challenger “Deli” was announced in 15 February. The song “Deli” (Crazy) is performed by Mor ve Ötesi. You can download and/or play the song below. For me, it sounds ok but I’ve to see other nominees to state a verdict.

Mor ve Ötesi (translates as Ultra & Violet -just a pun-) is a well known rock band (or so called) in Turkey. The band Mor ve Ötesi was chosen by the Eurovison National Committee of Turkey.

Technorati Tags: ,,,,

PDF Sürümü/version/Versie

 
icon for podpress  Standard Podcast [3:00m]: Play Now | Play in Popup | Download (65)

Popularity: 21% [?]

Posted on 18 February '08 by admin, under English, Musical thing. No Comments.

Pages: 1 2 Next