12 Eylül’ün “27 Yılı”

ve hediye bir şarkı…. El Pueblo Unido!!

 
icon for podpress  Manu Chao & Inti Illimani - El Pueblo Unido [3:01m]: Play Now | Play in Popup | Download (36)

Acaba bizler, toplum olarak darbecileri yargılayabilseydik, bugün nasıl olacaktı?

www.78lilernet.org’dan alıntılıyorum…

Gözaltına alınanlar: 650.000

Fişlenenler: 1.683.000

Açılan dava sayısı: 210.000

Sıkıyönetim mahkemelerinde yargılananlar: 230.000

Bunlardan 141-142-163. maddelerden yargılananlar: 71.500

Sivil mahkemelerde açılan davalar (1980-88): 9,508

Yargılanan “örgüt üyesi” : 98.404

Hüküm giyen “örgüt üyesi”: 21.764

“Yurda dön” çağrısı yapılanlar: 29.000

Vatandaşlıktan çıkarılanlar: 14.000

Pasaport verilmeyenler: 388.000

Faaliyetten men edilen dernek: 23.700

Toplam 644 cezaevindeki hükümlü-tutuklu : 52.000 (1990′da kalanlar)

Toplam ölü (eceliyle): 229

Kuşkulu ölüm: 144

Açlık grevinde ölenler: 14

Kaçarken vurulanlar: 16

“Çatışma”da öldürülenler: 74

Doğal ölüm raporu verilenler: 73

“İntihar” ettiği bildirilenler: 43

“Nedeni belirsiz” ölenler: 2

İşkence sonucu öldürülenler: 171

Açılan işkence soruşturma veya davası: 9.962 (1982-1988 arası)

İşkence yaptıkları suçlamasıyla yargılanan güvenlik görevlisi : 544

1981 yılı Nisan-Mayıs aylarında ödüllendirilen güvenlik görevlisi: 1.002

1402 Sıkıyönetim yasasına göre yapılan işlem : 18.525

Hakkında işlem yapılan memur: 7.245

Hakkında işlem yapılan öğretmen: 3.854

Hakkında işlem yapılan güvenlik görevlisi: 988

Hakkında işlem yapılan din görevlisi: 266

Hakkında işlem yapılan öğretim görevlisi: 120

Hakkında işlem yapılan mülki amir: 35

Hakkında işlem yapılan hakim-savcı: 47

Bölge dışına sürülenler: 7.233

Görevlerine son verilenler: 4.891

Cezaevlerindeki gazetecilerin aldığı ceza toplamı: 3.315 yıl 3 ay

İstanbul gazetelerinin yayın yapamadığı gün sayısı: 300 gün

Gazetecilere istenilen hapis cezası: 4.000 yıl

Cezaevlerindeki gazeteciler: 31

Polisçe aranan gıyabi tutuklu gazeteciler: 13

Silahlı saldırıda öldürülen gazeteciler: 3

Yalnızca 1989′da 16 günlük gazeteye açılan dava: 394

Tazminat davalarının sayısı:211

İstenilen tazminat miktarı: 12 milyar 848 milyon

Yakılarak yok edilen gazete, dergi, kitap: 39 ton

Yok edilmek üzere depolarda bekleyen yayın: 40 ton

Basın özgürlüğünü kısıtlayan yasa sayısı: 151

Yasaklanan yayın sayısı: 927

Yasaklanan film sayısı: 927

Kağıt oranlarının artış oranı: 13

Haklarında idam cezası istenenler: 7.000

Ölüm cezası verilenler: 517

Askeri Yargıtay’ın onayladığı idam cezası: 124

Dosyası Meclis’te bulunan idam hükümlüsü: 259

İnfaz edilen idam cezası: 50

İnfaz edilen sol görüşlü idam mahkumu: 18

İnfaz edilen sağ görüşlü idam mahkumu: 8

İnfaz edilen yabancı ( Ermeni ): 1

İnfaz edilen adli suçlu: 23

1980 - 1985 yılları arasında…

22.912 kişiye 0-1 yıl ceza verildi

10.784 kişiye 1-5 yıl ceza verildi

6.186 kişiye 5-10 yıl ceza verildi

2.396 kişiye 10-20 yıl ceza verildi

939 kişiye 20 yılın üzerinde ceza verildi

630 kişiye müebbet hapis cezası verildi

420 kişiye ölüm cezası verildi

Bu rakamlar Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığından temin edilmiştir. Ayrıca bu rakamlar 1990 TBMM açılışında adalet bakanlığının raporunda sunulmuştur. TBMM arşivlerinde mevcuttur. Hemen şunu da ekleyelim gerçek durumun rakamsal ifadesi çok daha yüksektir. Darbe ile birlikte kapatılan partiler , sendikalar, demokratik kitle örgütleri ve yine tüm bu kuruluşların gözetime alınan, sorgulanan siyaset yasakları getirilen başkanları, yönetim kurulu üyeleri ile ilgili rakamlar eklenmemiş, başka bir çalışmaya bırakılmıştır.

Popularity: 23% [?]

Posted on 11 September '07 by admin, under Podcast Thing, Political Thing. 1 Comment.

Ulus Baker’in Anısına…

Oylesine bir gezinti yaparken rastladım Ulus Hoca’nın söyleşisine… Özledim… İnsanlar hep zamansız giderler ya ondan işte…

Popularity: 14% [?]

Posted on 10 September '07 by admin, under Cinema Thing. No Comments.

Bidon Kafalı ve Göbeğini Kaşıyan Bir İnsanım Ben

-o-

Gündem, son bir kaç gündür, Erdoğan’ın Bekir Coşkun’a yüklenişi ve ardından Bekir Coşkun’un veryansın mertebesinde kaleminden çıkan, nasıl bir haleti ruhiye ile yazıldığı apaçık meydanda olan yazı ve ardından gelişen polemik ile çalkalanıyor.

Onlarca gazeteci, yazar, siyasetçi vs. Erdoğan’ın bahsi geçen söyleminin ne kadar çirkin ve çağdışı olduğunu söyleyip durdu. Haklılar veya değiller, hiç de önemli değil. Ancak savundukları kişinin -ister destekleyin ister desteklemeyin- AKP’ye oy verecek olanları veya potansiyel oyu olanları “Göbeğini Kaşıyan Adam” ve Yılmaz Özdil ile beraber geliştirdikleri kavram olan “Bidon Kafa” olarak niteleyerek zaten “o” kişilerin memlekette niçin yaşadıklarını, niçin varolduklarını, hepten zarar-ziyan olduklarını, hiç bir işe yaramadıklarını kastederek ve/veya ortaya koyarak kendini ulaşılması güç, yüz bin kere elit bir mertebeye çıkarmıştı. Bu şekilde, zaten ülkenin neredeyse yarısının fikrini hiç mi hiç önemsemediğini, “o” insanları uzaylı olarak gördüğünü ilan etmişti. Çünkü kendisi gibi düşünenlerin yöneleceği adresi söylemek istiyordu. Aklınca sivri diliyle toplumu dikotomik bir tuzağa çekecekti ve insanların AKP’ye oy vermesini engelleyecekti. Böylelikle ‘80 sonrasında kendini iyice kaptırdığı “dünya düzeninin” muktedirliğine daha sağlam kazıklar çakacaktı ve çakıyordu. AKP’ye oy vermeyecek olan kesimin bir kesimi ise Coşkun’un yazılarını okudukça derin bir “ohhh” çekiyordu ve yüksek bir tatmine ulaşıyordu. Bu insanlar ise yaratılan imgeye ters olarak hem göbeklerini kaşımadıklarını hem de kafalarının bir bidon olmadığını tescilletmiş oluyorlar ve üstüne üstlük bu güruhta olmadıkları işin derin bir sevincini ve gururunu yaşıyorlardı. Yaşadıkları bu elitist gurur ise bitmek tükenmek bilmeyen bir zihinsel tatmine yol veriyordu. Çünkü Bekir Coşkun ve Yılmaz Özdil “über” sorumlu birer gazteci idi.

İçine dahil olduğum ve özgürlük ve adaletten yana olan topluluk da, bu insanlar tarafından boşa gidecek oylar olarak ortaya seriliyordu. Demokrasi anlayışları, cuntanın demokrasi anlayışından daha da etraflıca olmayan, toplumdan kopuk insanların hezeyanlarıydı gazetelere yansıyan.

Bu noktada kendisine bir gazete aracılığı ile sövülen toplumun sesi çıkmadı ya da o gazete ve çevresi toplumun sesini duyurmadı. Ancak bu yüce elit kişiliğe, ülkenin “mim”li başbakanından cevap gelince, bu gazete ve çevresi ortalığı ayağa kaldırdı. üstüne üstlük, Erdoğan bu açıklamayı kıs kıs gülerek ve zekice bir manevra ile bu gazete çevresine ait bir televizyon kanalında yapıyordu. İronik ve ironik olduğu kadar da traji komik değil mi?

Erdoğan’ın üslubunun da çok tutarlı bir yanı yoktu. Seçim sürecinde ip cekmece oynadıktan sonra, kendisi de Bekir Coşkun’la aynı ağızdan konuşuyor ve “O”‘nu bu sefer, Coşkun’un yaptığı gibi adamdan saymıyordu.

Al birini vur ötekine.

1930′ların Almanya’sının gazete arşivlerini, sağda solda yayınlanan bildirilerini, “teorik” makalelerini şöyle bir inceleyen bir insan günümüzdeki ile benzerliklerini şıp diye görebilir.

Cımbızcılıktan daha önce kişisel bir meselem ile ilgili olarak bahsetmiştim [1][2][3]. Cımbızcılık medyada bir adettir, zira sansasyon yaratma olasılığı yüksektir. Ancak Coşkun ve benzeri yazarların kalemlerinden dökülen cümleleri cımbmzlamak son derece zordur. Zira bu tip faşist düşünce eksenli yazılar her daim sığdır ve her paragrafında, her cümlesinde aynı şeyi söyler dururlar. Ancak yaşadığım son örnek olan Erdoğan’ın konuşması ise ustaca yapılmış bir cımbızcılık hamlesiydi. Böylelikle adı geçen gazete usataca bir hamle ile “Emin Çölaşan” davasınından da kurtulacaktı.

Boşuna mı “Do Not Hate Media! Be Media!” ya da Türkçe’siyle “Medyadan Nefret Etme! Medya Ol!” diyorum?

İnsanlar boşuna mı özgürlük diye haykırıyor? Hayır! İşte bu cunta bozması yapılara karşı durmak için.

İnsanlar boşuna mı adalet diye bağırıyor? Hayır! Bu toplumda beraber yaşayabilmek için.

İnsanlar boşuna mı özgürlükçü sosyalizm diye bağırıyor? Hayır! Faşizme karşı durmak için…

Saygıyla…

Yazıyla ilgili olarak Kanal D haberin videosu:

Popularity: 25% [?]

Posted on 23 August '07 by admin, under Political Thing. No Comments.

Ufuk Uras’ın, NTV’de Yaptığı Açıklamalar ve 32. Gün

Birinci viodeda, Ufuk Uras’ın, NTV’de yayınlanan Neden? isimli programda yaptığı açıklamaların bir derlemesi mevuttur.

Ayrıca 2. videoda; 32. Gün programının da (Erol Manisalı, Ercan Karakaş ve Ufuk Uras’ın katıldığı, Kim Sol temalı program) uzunca (~40dk) bir özeti vardır.

Programın tam metni için tıklayın

Popularity: 27% [?]

Posted on 8 June '07 by admin, under Political Thing. 2 Comments.

Again Galloway, You read my heart!

Popularity: 9% [?]

Posted on 21 September '06 by admin, under Political Thing. No Comments.