Olan Biten #18: Türkiye
Published on May 30th, 2008.
Otarşik Jüristokrasi
Türkiye‘de “hukuk” görüngüsünün nasıl olup da adalet ekseninden çıkıp, kurucu ideolojiyi savunan bir yapı haline geldiğini ger gün sayısız örneklerle yaşıyoruz. Yargıtay ve Danıştay’ın, 27 Nisan 2007 günü TSK’nın yaptığı e-muhturayla nerdeyse birebir aynı özellikleri taşıyan “muhturalar” yayınlamasını içime sindiremiyorum. Bu muhturalar, “yargı bağımsızlığı” denilen ama yargının bizzat farkında olduğu “bağımsız olmama” durumunu “hukuki erdem” ve göya “dik duruş, eleştiri hakkı” çizgisinde savunmakta ve Anayasa Mahkemesi’ne göz kırpmakta…
AKP bu ülke için ne kadar büyük bir kambursa aynı şekilde demokrasi ve hukuktan nasibini almamış yüksek yargı kurumları da birer kamburdur. Demokratlığı sadece kendisine olan AKP’nin savurduğu “demokratik söylem” ne kadar değersizse, hayatı boyunca demokrasi ihtiyacı içinde bulunmamış yargı kurumlarının nasihatleri ve istekleri de o kadar değersizdir. Şemdinli Olayı’nda savcıyı iki günde alaşağı eden anlayışın nasıl bir anlayış olduğu, hukuğun esamesinin bile okunmadığı Bülent Ersoy‘un “Halkı Askerlikten Soğutma” davasının abidik gubidik iddianamesinde görülebilir. (Örneğin “İnternet Yasası” tabir edilen yasa sebebiyle, düşüncesine ket vurulmağa çalışılan binlerce insan gibi…)
Yargı Bağımsızlığı diye bas bas bağıran yargı kurumlarının ne kadar bağımsız olduğu tüm toplum tarafından bilinmekte. Hatta bu durum bir çarpıklık olarak görülmeyip içselleştirldiğinden dolayı, “siyasi çevrelere yakın olmak”, “içeride adamı olmak” ya da “bizim çocuklar” kavramları bir güç simgesi haline dönüşmüş durumda. Bu durumda, yazılı hukuka uygun adil karar verme sürecinin içine düştüğü gerilimli paradoks dolayısı ile hukuk ve buna bağlı olarak yargı, ideolojik örgütlenmenin torna tezgahında duran yontulmamış bir kütükten öteye gidemiyor.
Vakti zamanı geldiğinde sosyolojik tespit ve yorum yapmak zorunluluğu bulunan yargı kurumlarının bu tip çözümlemeler sırasında ideolojik kararlar verdiği ortadadır. Türkiye sınırları dahilinde sosyal, sosyal psikanalitik bilgi üretmenin sınırları kurucu ideolojinin dikenli telleri ve nöbetçileri ile belirlenmiştir. Sağlıklı bir değerlendirmeye yer yoktur bu topraklarda.
Yazının devamı… -> (more…)
Speech [19:30m]: Play Now | Play in Popup | Download
Video [23:58m]: Play Now | Play in Popup | DownloadFilled under Podcast Thing, Political Thing, Türkçe. Comments.
Tags: AKP, Danıştay, Demokrasi Mücadelesi, Jüristokrasi, otarşik jüristokrasi, Türkiye, Yargıtay
Teknosohbet Doğurmuş: Yahoyt.com
Published on May 27th, 2008.

Teknosohbet.TV ekibi, yani MYK-Media ekibi yeni bir teknoloji haber sitesenin başlangıcını bugün M. Serdar Kuzuloğlu ile duyurdu:
Teknosohbet.TV’deki mizahi duruşun, Yahoyt.com’da da devam edeceği aşikar. Yenilikler olarak ilk göze çarpan, sitede haber ve makalelere yorum yapılabilir olması. Bay Mavi (M. Serdar Kuzuloğlu), Bay Yeşil (Hakkı Bulut, bittim vallahi), Bay Kırmızı (Timur Sırt) yönlendiriciliğinde, neşeli günler geçecek diye umuyorum.
Site’de başlangıç olma durumundan dolayı, haberlerin altında yer alan; “paylaş”, “eposta” ve “yazdır” özellikleri henüz işlevsel değil (Dene IE 7-8, FF2-3rc1, Safari 3.1.1). Yakında düzelecektir. Siteye üyelik ile yorum yapabilme özelliğinin eklenmiş olması, Teknosohbet.TV’nin en büyük eksikliği idi, giderilmiş pek hoş olmuş.
Teknoloji haberciliği iyi güzel hoş ama suyu çıkmak üzere, neredeyse bütün öreneklerinde kodaman basının pazarlama mecrasına dönüşüyor. Fark yaratacağını umalım..
Filled under Technology Thing, Türkçe. Comments.
Tags: Hakkı Bulut, M. Serdar Kuzuloğlu, teknosohbet, timur sırt, Yahoyt.com
Rügen Operasyonu, Guernica, Acı
Published on May 17th, 2008.
Rügen Operasyonu, Guernica, Acı ve bir kaç söz…
Guernica, İspanya’nın Bask bölgesinde bulunan küçük sayılabilecek bir kent. Evvel zaman içinde çok acı çekmiş Bask halkının bir kısmının yaşadığı küçük bir kent…
Faşizmin tarihindeki duraklardan sadece birisidir Guernica’nın bombalanması, genelinde İspanya İç Savaşı… Çılgınca ulusalcılaştırılmış kitlelerin birbirini nasıl kırıma uğratabileceğinin bir göstergesidir. Nazi Almanyası ve Luftwaffe’si işbirliğinde gerçekleştirilen adına “Rügen Operasyonu” denilen hava saldırısında yaşanan anlar, daha sonra Pablo Picasso‘nun fırçasıyla can bulan acılı anlardır.
Gel zaman git zaman Lena Gieseke‘nin dahice ve eşşiz bir beceriyle hazırladığı 3 boyutlu animasyon, Manuel de Falla‘nın Ninni’sinin (Nana) Christopher Jones (Çello) ve Matthew Anderson (Gitar) tarafından sunulan yorumu ile birleşince (aşağıda podcast olarak eklidir), ortaya müthiş bir eser çıkmış. Bu yaratı ile Pablo Picasso’nun fırça darbeleri arasında gezebiliyor, gezerken de ansızın gözyaşlarına kapılabiliyorsunuz…
Bu bağlatıdan ayrıntılı bilgi alabilir ve animasyonu seyredebilirsiniz. Animasyonu ayrıca buradan da seyredebilirsiniz.
Nana - Manuel de Falla (Cello, Guitar) [2:33m]: Play Now | Play in Popup | Download
Pablo Picasso's Guernica Explored (Animation by Lena Gieseke) [2:54m]: Play Now | Play in Popup | DownloadFilled under Art Thing, Musical thing, Türkçe. Comments.
Tags: Guernica, Lena Gieseke, Pablo Picasso, podcast, Rügen Operasyonu
Bir Akademik Süperstar Olarak Žižek
Published on May 13th, 2008.
Slavoj Žižek‘in son kitabı, In Defense of Lost Causes yeni çıktığı için ufacık bir Žižek Durumu eleştirisi yapmak istedim. Kitabı henüz incelemekteyim, daha sonra bir eleştirisini yazmak isterim. (Kitap hakkında kısa bir gözden geçirme yazısı ve satın almak için bu bağlantıyı kullanabilirsiniz).
Kendisi mi böyle olmak istedi, yoksa Žižek’den çok Žižekçiler mi kendisini bu hale soktu bilmiyorum ama eni konu değerli bir insandır. Sublime Object of Ideology ile tanışmıştım kendisiyle, hatırlarım, kitap bir ara elimden düşmezdi. 
Gel zaman git zaman öyle bir hale dönüştü ki bu Žižekmania artık sonu ne zaman gelir bilemiyorum. Ideoloji kavramını tartışırken bile Žižek’e karşı çıksanız mutlaka ortamda size kötü kötü bakan insanlar olacaktır. Olay bir ara iyice çığrından çıkıp, Žižek’in bir fotomodelvari bir kadınla eviliğinin fotoğraflarının basına sızmasına kadar gelmişti. Kendisi hakkında çekilen belgeseller bir yana dursun, A.B.D.’de yaşayan bir arkadaşım bir konferansında Žižek amcamızla tanışan bir kızın histerik göz yaşlarına tutuluşunu bile anlatmıştı -teyyid ettiremedim, geçerliliğinden emin değilim-.
Felsefi üretimi bir yana dursun, pop müziği konserine çıkan şarkıcıların ardından çılgınlar gibi bağıran ve dokunulabilecek tanrılar arayan o insanlar… Söylenebilecek çok şey var. Tavsiyemdir ki, Slavoj Žižek’in kendisini sadece üretimleri ile değerlendirmenizdir.
Kendisiyle 11 Mart’ta ve 12 Mayıs (dün) yapılan ve Democracy Now‘da yayınlanan söyleşilere de sırasıyla bu bağlantıdan ve buradan ulaşabilirsiniz.
Sayın seyirciler şimdi karşınızda Sibel Tüzün’den Süperstar…
Filled under Internet Thing, Political Thing, Scientific Thing, Türkçe, Uncategorized. Comments.
Tags: Book, In Defense of Lost Causes, Kitap, Slavoj Zizek
Sipru Gözlemleri #13: Wine Hata Ayıklama Süreci
Published on May 13th, 2008.
Sipru‘nun özgün bir Linux veya Mac sürümünün olmayacağı -en azından yakın gelecekte- açıkça görüldüğünden, MacOS için olmasa bile Sipru’yu Linux üzerinde çalıştırma cambazlıklarına devam etme kararı sonucu, hem Wine Projesine katkısı olabileceği, hem de düşük bir olasılık olsa da Wine ile Sipru’yu çalıştırabilir miyiz amacıyla, Sipru’yu Wine’ın AppDB (Application Database) veritabanına ekledim.
Gerçi, bu aralar bahardan mıdır bilemem, Sipru projesinden hiç ses çıkmıyor. Doğuş Yayın Grubu A.Ş.‘den de aynı şekilde. Sipru’nun diğer beta sürümlerinin yayınlanma sıklığı göz önüne alındığında, Beta 1.2.9 sürümünden bu yana oldukça uzun bir zaman geçti. Proje ne halde bilmiyorum. Bir de yorum eklemek isterim ki, Video on Demand özelliğinin hayata geçmeden kaldırılmış olması biraz can sıkıcı çünkü kaçırdığımız ya da daha sonra tekrar seyretmek istediğimiz bir sürü TV programı var…
Velhasılıkelam uygulama kısa süre içinde kabul edildi ve ilk hata kaydını girdim. Sağolsunlar Wine emekçileri, hemen tepki vererek kafa yormağa başladılar ve Sipru’yu Wine ile çalıştırmağa çalışırken ortaya çıkan winhlp32.exe hatasını anlamlandırmağa çalıştılar. Ne güzel bir sürprizdir ki 2 gün içinde ilk yama geldi bu hataya ilişkin.
Eğer siz de bu projeye ilgi duyuyorsanız, WineHQ’dan AppDB’ye girerek Sipru’nun çalıştırılabilmesi için katkı yapabilirsiniz.
AppDB’deki Sipru:
http://appdb.winehq.org/objectManager.php?sClass=application&iId=7239
http://appdb.winehq.org/objectManager.php?sClass=version&iId=11884
İlk hata kaydı için:
http://bugs.winehq.org/show_bug.cgi?id=13121
Not düşmeliyim, bu bir tersine mühendislik uğraşı değil sadece Sipru’yu Wine uyumluluk katmanını kullanarak Linux altında işlevsel kılabilme uğraşıdır.
Filled under Sipru Thing, Türkçe. Comments.




