Encyclopedia Britannica is trying to change it’s way of business. Britannica is opening it’s resources to web publishers, bloggers who publish regularly. Even that program has a name “Encyclopaedia Britannica WebShare”. We’ll see in near future that will the WebShare program succeed or not but I’ve to remind you that the Google & Wikipedia thing is the big mambo jambo gorilla in business with stating 186:1 page view ratio. [link]
Everyone is not eligible for publishing the content via web widgets, you must be eligible for that. Want that, give it a shot here.
Motto like statement of Britannica:
Just fill out the form below, and we’ll get back to you shortly. If you qualify, we’ll send you instructions for getting access for a year to Britannica.com, which includes the Encyclopædia Britannica and many other sources of rich, reliable and high-quality information..
Here comes a epistemological question “Is it possible to say that, the situation of quality of information (and/or knowledge)” exists? And how can it be defined? If it exists who will compare it or who will decide the state of quality?
You can see a widget of Britannica online down here:
BioEngThing TV’nin birinci sezonunun yüzü, günün birinde kendi kendine video çekmeğe karar verir ve harekete geçer. Kendisi ablamdır, yüzüne bakınca gülesim gelir, herkesin gülesi gelir. Beraber yaşamak ise daha feci biçimde gülünçtür. Eğer yolunuz bir gün Çukurova Üniversitesi‘ne düşerse, Diş Hekimliği Fakültesi’ne uğramayı ihmal etmeyin, sizi de güldürür. Hep birlikte gülersiniz, akademik dünyayı da güldürebilir, o kadar neşelidir…
İntronik lafı ise, Şiro’ya (aslında Şirin) taktığım bir sürü isimden biri olan Şironik’in biraz değişmiş hali. Bir zamanlar biyonik adam furyası vardı filmlerde, o zamanlardan kalma. Son derece uçuk fikirleri insanda bazen dışarı çıkıp hava alma isteği uyandırsa da…
Kaos Teorisi’ni ortaya atan meteorolog Edward Lorenz geçtiğimiz çarşamba günü (15.04.2008) uzun süredir cebelleştiği kanser hastalığına yenik düşerek 90 yaşında vefat etti. Kaos öksüz/yetim kaldı…
Kaos Teorisi’nin (Chaos Theorem) deterministik fizik dünyasını sallamağa başlayacağı andı… MIT‘de Meteoroloji profesörü olan Edward Lorenz’in bir kelebek kadar ufacık bir canlının Brezilya’da kanatlarını çırpması ile Texas’ta kasırgalar koparabileceğini gösterdiği an herhalde herkes şaşkınlıktan ağzı açık bakmıştır. Newtoncu determisitik fizik dünyasından çıkıp biraz farklı düşündüğümüzde; küçücük, ufacık bir etkinin nasıl olup da devasa etkilere sahip olabileceğini tahayyül ettiğimizde insanın doğaya olan bakışı baştan aşağı değişebilir ölçüde.
Meteoroloji alanında bir ödül olmadığı için kendisinin bir Nobel Ödülü yok. Ancak Temel Bilimler 1991 Yılı Kyoto ödülüne sahip… Aynı ödül komitesinin yorumu ie şöyle “İnsanlığın doğaya bakışında Sir Isaac Newton‘dan bu yana en dramatik değişimlerden biri”…
Günümüz dünyasında oldukça can sıkıcı bir kavram kargaşası mevcut. Kaos kelimesi bugünün basınında ve sokaklarında sadece kargaşa ve arbedeyi betimlemek için kullanılıyor. Bu durumun böyle olmadığını Kaos hakkında bir miktar araştırma ve okuma yaparak anlayabilirsiniz. Bu işe de Fritjof Capra‘nın “The Web of Life” (Yaşamın Örgüsü) isimli kitabı ile başlayabilirsiniz. The Web of Life’ın, Prof. Dr. Beno Kuryel tarafından yapılmış Türkçe tercümesi de mevcut. Eğer İzmir’de oturuyorsanız, Prof. Dr. Beno Kuyel’in “Bilim Felsefesi Sohbetleri”ne katılmanızda büyük fayda olacağı kesindir. Ayrıca çok değerli fizikçi Ilya Prigogine‘in “Order Out of Chaos” (Kaos’daki Düzen) ve James Gleick‘in “Chaos” (Kaos) adlı kitaplarını mutlaka edinin.
Bugün deterministik fizik anlayışının etkileri her yerde görülüyor… Felsefeden koparılmış bir bilim, politika üretemeğen bir bilim, belirlenimci toplum anlayışı… Edward Lorenz’e ne kadar teşekkür etsek azdır. Bir “Lorenz Attractor“‘u (Çekicisi) ile veda edelim, çok teşekkürler, çok!
Geçen bölümden kaldığım yerden devam ediyoruz. Şiro EOS 2008 (European Orthodontic Society )kongresinin yapılacağı binayı “göya” bilmesi sonunda Berlin‘de adres sormadık insan kalmadı. Velhasıl otel odasına geri dönüp internet vasıtasıyla binanın yerini aradık… Ben sürünüyorum, Şiro gülüyor. Berlin kazan biz kepçe… En sonunda binayı buluyoruz, Şiro’yu kongreye sağ salim teslim ediyoru ama…
Her canlı matematikçe düşünür çünkü etkileşim içinde bulunduğu fiziki dünyayı ancak bu şekilde algılar. Gerçekleşen olayları çözümlemek veya nasıl gerçekleştiğini öğrenebilmek için kendi düşüncesinde benzetimler veya başka bir deyişle simülasyonlar yapar, bununla da yetinmez benzetimlerden elde ettiği bilgiyi kullanarak karşı konulmaz öğrenme merakıyla sürekli denemeler yapar… Öğrenmeyi öğrenme sürecinin bir parçasıdır bu.
Peki bu durumun bir kedi ve su faturanızla ilgisi nedir? Buyrun seyredin: