Archive for 'Türkçe'

WALL-E

Oldum olası animasyon filmleri çok sevmişimdir. Her ne kadar günümüzde bilgisayar destekli üretilse de gözümde halen cazibesini kaybetmiş değil. Binlerce işlemci barındıran süper bilgisayarlarla hayat bulan “bit”ler karşımıza koskocaman bir film çıkıyor.

Filmin anlatmağa çalıştığı derdini ister kabullenmiş olun isterse de sonuna kadar reddedin, animasyon filmlerdeki müthiş denilebilecek görsel zenginlik karşısında çoğu insan filmin karşısına geçip izlemekten kendini alı koyamıyor. Dünya’da bu işleri en güzel yapan stüdyolardan biri olan Pixar, yine çok hoş bir iş çıkaracağa benziyor.

2008 yılının yaz aylarında sinemalarda gösterilecekmiş Wall-E. Tanıtım bölümünden de anlaşılacağı üzere animasyonu ortaya koyanların mizahi duygulanımı ile dile getirilen, yarı trajik bir öykü… Filmin derdi her ne olursa olsun, ister neoliberal sanrıların fantastik betimi isterse insanı kendi psikanalizine apansızca sürüklemek olsun (belki seyrederken tahammül bile edemeyeceğim ya da filmin sonuna gelince içimden bir kaç küfür geçireceğim), o hikayenin çizgiyle anlatılması beni her zaman cezbetmiştir -Neymiş, önce Lacan’ın “Ayna Evresi” varmış…-

Her neyse de siz aşağıdaki yüksek çöznünürlüklü videonun keyfini çıkarın.

PDF Sürümü/Version

Filled under Cinema Thing, Türkçe. Comments.

Ulteo OpenOffice.Org’un Online Beta Sürümünü Duyurdu

Şu sıralar, her yerde bir online ofis uygulamaları fırtınası esiyor. Önce Google Documents ve Zoho daha sonra Microsoft’un Office Live Workspace’i (tam anlamıyla bir online uygulama değil, sadece bir tarayıcı eklentisi. Bu servisi kullanmanız için bilgisayarınızda Microsoft Office’in yüklü olması gerekiyor) şimdi de daha önce sıkça konuşulan OpenOffice’in online sürümü.

Çalıştırabilmek için tarayıcınızın en az Firefox 1.5, IE 6/7 veya Safari olması gerekiyor. Ayrıca Sun’ın Java Runtime Environment version 1.4 veya daha üstü sürümüne sahip olmanız gerekiyor. Ulteo özellikle benim gibi Ubuntu kullanıcılarını uyarıyor: “gerçek Java eklentisini kullanın!”

Her neyse. Ulteo’da hesap yaratmak oldukça kolay bir kaç saniyenizi alıyor ve size bedava 1 GB büyüklüğünde bir disk alanı sunuyor. Ancak diğer muadillerinden farklı olarak online OpenOffice.Org şu anda işbirliksel çalışmayı desteklemiyor, yani belgelerinizi sadece kendi başınıza düzenleyebiliyorsunuz. Sistem İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca ve İspanyolca olarak kullanılabiliyor. Kullanılacak bileşenin seçildiği sayfa yaklaşık 3.94 MB’lık bir Java betiği yüklüyor. Herhalde aşırı yüklenmeden olacak ilk çalıştırmamda oldukça uzun sürede yüklendi, zamanla düzeleceğini umuyorum. Ne de olsa Beta… Bir de Java teknolojisini kullandığı için yetersiz bilgisayar bünyelerinde gaz yapabiliyor bazen…

Aşığıda bir kaç tane ekran görüntüsü mevcut…

Güncelleme: Aşırı abanmadan dalayı sistem yüklenemeğebiliyor. Hatta yüklenmiyor…
İkinci Güncelleme: Olmamış, daha çok erken olgunlaşması için. Şimdilik bir başka bahara…

PDF Sürümü/Version

Filled under Internet Thing, Open Source Thing, Türkçe. Comments.

İnternet Radyo-TV’si isteyen bünyelere…

Yurtdışında bulunduğunuz yerde uydu yayınına erişiminiz yoksa, anadiliniz ile yayın yapan radyo-tv gibi enstürmanlara ulaşma konusunda internet çok çok önemli bir hale geliyor. Bu konuda hali hazırda bir sürü kaynak olsa da, çoğu yetersiz altyapı sebebiyle kullanılamaz durumda ya da sürekli değil.

İnternet üzeri radyo-tv yayıncılığında Türkiye’de hali hazırda diğer örneklerine fark atan Doğuş Yayın Grubu‘nun çıkardığı Sipru (Sipru Web Sitesi uzun zamandır güncellenmiyor, halen Beta 1 versiyonunun duyurulduğu şekilde devam ediyor yayına). Sipru IPTV konusunda diğer medya gruplarına oldukça fark atmış durumda… Bir diğer örnek de Power Medya Grubunun radyo ve televizyonları. Altyapıları oldukça iyi olduğu için yayınları kesintisiz olarak izlemek konusunda herhangi bir sıkıntı yok. Her saniye başka dillerin konuşulduğu ortamlarda bunalan bünyelere şiddetle tavsiye ederim.

Ekte, POWER-Türk TV, Türk-FM, XL, FM yayınlarını elde edebileceğiniz .pls dosyaları mevcut. Tadını çıkarın…

Power FM, PowerTürk FM, PowerTürk TV, Power XL

Filled under Internet Thing, Türkçe. Comments.

Olan Biten #8: Genç-Sen Geldi Hoşgeldi…

Genç-Sen

* Google, Knols isimli bir proje başlatmış. “Units of Knowledge” (Bilgi Birimleri) manasında. Yapısı da bir nevi Wikipedia gibi. Kullanıcıların yarattığı ansiklopedik sayfalar veya makaleler olacakmış. Ayrıca arama sonuçlarında da vurgulanarak gösterilecekmiş. Google Arama’nın bir tür Digg benzeri oylama yapısını denediğini biliyoruz, hatta ben de deneye katılıyorum. Aranılan sonucun kalitesini (yani üst sıralarda olma olasılığı) kullanıcı oyları ve yorumlarıyla belirnecekmiş. Google bu iş için bir süredir, çeşitli meslek erbapları ile de çalışıyormuş. Ne demek olabilir bu: Google, Özgür ansiklopedi Wikipedia’nın yerine göz dikti…

* ABD’de idam cezası yavaş yavaş yok olacak mı bilmiyoruz ama en son idamı kaldıran eyaletlerden 40 yıl sonra New Jersey de idamı kaldırmış. İnsan hakları için önemli bir gelişme. Darısı diğer tüm eyaletlerin ve hala idam cezası uygulayan ülkelerin başına… (En son Japon’yadan idam haberleri okumuştuk.)

ODF-Nederlands

* Hollanda hükümeti beklenmeyecek bir sürpriz yaptı bizlere. Artık Hollanda hükümeti ve bağlı olan birimlerinde “Open Standarts” yani “Açık Standartlar”ın kullanımına karar verdi. Eşit uygunlukta Özgür Yazılımlar diğer özgür olmayan yazılımlara tercih edilecek. Uzun süredir Hollanda’da duyduğum en güzel haber. Her ne kadar garip politikalarına maruz kalsak da hükümetimiz bazen güzel işler çıkarıyor. Bu durum bence Özgür Yazılım içim önemli bir zaferdir. Bence zaten sadece başımızın belası IND bile Özgür Yazılımları tercih etse yeterdi ama adamlar bütün birimleri kapsayacak şekilde Nisan 2008′den itibaren kullanılmaya başlanmak üzere genişletmişler. Bu muhteşem kararından dolayı hükümetimizi kutluyorum! Ekte Resmi belge mevcuttur (Hollandaca)

* Açık Kaynak o kadar ilham verici ki daha düne kadar paralı iş yapan MovableType blog platformu artık açık kaynaklı, Özgür ve bedava hem de GPLv2! Ne güzel haberler geliyor yahu, tekeller kırılıyor, ortak emek öne çıkıyor. Yaşasın!

* Ve çok çok daha güzel bir haber, artık Öğrenci Sendikası Genç-Sen hayata geçiyor. Uzun bir fikir teatileri sürecinden sonra nihayete eren çalışmalar bugün taçlandırılıyor. Bugün bir sendikamız oluyor, ODTÜ’de kuruluyor. Ne de olsa: “Onlar Planlar Yapadursunlar, Biz Tarihi Yaratmaya Devam Ediyoruz...”. Şu belgede dostum Emrah Altındiş’in derlediği bağlantılar mevcut.

* IFEX’in Türkiye 2007 Yıllık Raporu bu bağlantıdan görüntülenebilir.

Not: Bu girdiden sonra bütün girdilerimin seslendirilmiş hali de podcast olarak sunulacaktır. Görme engelli bir arkadaşımın uyarısı ile fark ettim ki bu harika olacak. Sonraki girdilerde görüşmek üzere…

Filled under Living Thing, Open Source Thing, Türkçe. Comments.

Ali Saydam Buyurmuş…

Ali Saydam

Akşam gazetesi yazarı sayın Ali Saydam “Benim ‘blog’um da yok Facebook üyeliğim de” başlıklı internet dünyasına eleştirel bir bakış taşıyan bir yazı kaleme almış. Yazının özetlenmiş bir haline gerek olmadığından, ilk önce yazıyı okumanızı salık veririm.

Facebook için yazdıklarını bir kenara bırakarak, bloglar için getirdiği eleştirilere cevap vermek isterim. Facebook gibi bir vakanın eleştirisini daha sonra yazacağım. Bir kere blog dediğimiz bir çeşit web sitesidir. Geleneksel web sitelerinde ayrıldığı noktalar ise kendine özgü bir ekosistemi olması. Blog öyle veya böyle bir çeşit gazete ve/veya basın organı olarak nitelendirilebilir. Zira bloglar bir yapay zeka yazılımı veya makinası tarafından oluşturulmuyor (belki yapılanlar vardır), bildiğiniz Ali Saydam gibi kanlı canlı insanlar tarafından oluşturuluyor. Bu insanların kimisi bu işi para kazanmak ve popüler olmak için yapar kimisi de içinde yaşadığı dünyada olup bitenleri eleştirmek ve/veya haber yapmak için. Spam tabir edilen bloglar dışında bir sürü blog artık ciddi bir basın organı olarak görülüyor. En son Burma’daki ayaklanmayı dünya toplumuna duyuran bölgedeki gazetecilerin veya sivillerin sahip olduğu bloglardı. Bloglar, Burma’daki müthiş hükümet baskısı altında çalışan gazetelerden çok daha önemli bir görevi yerine getirdi. Çünkü bireysel bir yayıncılık, adı üstünde bireysel olduğu için bağımsız olarak nitelendirilebilir. Bağlı olduğu kurum ve/veya kuruluş yoktur. (Ancak ödeme ile yazı yazılan bazı bloglar da mevcut, hatta özellikle ABD’de bu durumu örgütleyen bir çeşit pazar yeri olan web siteleri de mevcut. Bu blogların bağımsızlık çizgisi, reklam verenlerin varlığı ile sönüp gider. Bu işe girenlerin kimisi bunu şiddetle reddedebilir: “Hayır o blog girdisi dışında bağımsızım” ile başlayıp sonra da tartışmayı bir anda ad hominem’e doğru evirirler. Kaçırdıkları nokta, blog yazıları yazarken elde ettikleri popülerliği baki kılmak suretiyle bu ısmarlama yazıları yayınlayabilecekleri gerçeğidir. Adeta bir işçinin ruhunun makinanınkiyle yer değiştirmesi vakasında olduğu gibi, reklam ruhunun o blogun ruhuyla yer değiştirmesidir. Şu anda okuduğunuz blog da reklam yayınlamaktadır. Bu durum, bende hatırı olan bir arkadaşımın online reklamcılık hakkında hazırlmakta olduğu bir doktora tezi için veri toplamak amacıyla yapılmaktadır. Elde edilecek gelirler de UNICEF’e bağışlanacaktır.)

Ali Saydam’ın yakındığı bir nokta da bu blogların yeri yurdu olmamasıdır. Evet, bağımsızlık da budur ya, internet bağlantısının bulunduğu her yerden bloga ulaşılabilir, yazı yazılabilir. Örneğin, bu blogun yeri yurdu genellikle kendi odamdır. Sayın Saydam’ın sonuç fikrini iletmeden edemiyeceğim:

Sonuç: Ben internet ortamının, yeri yurdu belli, etkileşimli web siteleri ve ciddi CRM programlarına dayalı yapılar hariç, rüştünü kazanıp haysiyetli ve itibarlı bir iletişim aracı haline gelene kadar etkisinin fazla ciddiye alınmaması gerektiğini düşünüyorum.

Kendisi ciddi şekilde yanılmaktadır. İnternet’in bugün iletişim çağında bizlere yaşattığı dev dönüşüm sayın Saydam’ın olayları idrak etmekteki bilişsel düzeyini gözler önüne sermektedir. Bir kere kendi yazısı bile çoğu insana Akşam gaztesinin web sitesi aracılığı ile ulaşıyor. Gazete web siteleri de doğaları gereği blog benzeri yapılardır. Kişisel bir blogun büyük ölçekli örnekleridir. (Örneğin bugün RSS beslemesine sahip olmayan gazete web siteleri oldukça az…). İnternet’in ciddiyetini, saygınlığını, olanaklarını indirgeye indirgeye CRM (Herkes biliyor ya. Hava atıyor beyimiz. CRM: Customer Relationship Management - Müşteri İlişkileri Yönetimi) gibi yapılarla indirgeyen bir düşünce varsın hiç internet kullanmasın. TCP/IP protokolü kullanılarak elde edilen hiç mi hiç bir havadisi, haberi, bilgiyi kullanmasın… Kendi tabiriyle bizlerin bir kısmı “e-şerefsiz“, hakaret ediyor, eleştiriyormuşuz diye. Kendi idrak düzeyinde bir insan için anlaşılabilir yorumdur, sonuna kadar saygı duyuyorum ama ciddiye alınacak bir yargı olmadığını altını çizerek söylüyorum.

İnternet şirketleri şu kadar para kazandı, bu kadar büyüdüler, şöyle patladılar gibi haber veya yorum yazmaktan ekseriyetle kaçınırım. Ancak muhtemelen Facebook, Akşam’ın sahip olduğundan çok daha büyük bir binaya ve 10 tane Akşam gazetesi satın alacak bir güce sahip. Bunu kesinlikle bir aşağılama/benim babam senin babanı döver olarak söylemiyorum. Sadece ne kadar sevmesem de bir durum tespiti olarak söylüyorum.

“rüştünü kazanıp haysiyetli ve itibarlı bir iletişim aracı haline gelene kadar etkisinin fazla ciddiye alınmaması gerektiğini düşünüyorum.” Bu laf ise bizlerin oluşturduğu bu ekosistemin dolayısıyla bizim herhangi rüşde sahip olmadığımızı, hasiyetsiz olduğumuzu söylüyor. Bu durumda bize alenen hakaret ediyor. Bu hakaretin doğrudan bir hedefi olmadığı için kendisi bu iş içinden rahatlıkla sıyrılabilir. Aklınca kıvrak bir manevra ile kıytırık bir sonuç cümlesi yazarak herkese hakaret etmeği kendi haysiyetinin bir parçası olduğunu itiraf etmiştir.

Gerisini siz düşünün artık.

Set Goebbels = Goebbels +1.

Filled under Political Thing, Türkçe. Comments.

Pages: Prev 1 2 3 .....22 23 24 25 26 .....31 32 33 Next