Archive for 'Political Thing'
Censorship in Turkey
Published on April 10th, 2008.
New victim: Google Groups
Actual victim: Turkish Society
Turkey becomes more aggressive on censoring web sites. Probably you heard about censorship efforts of several countries like China, Iran, UAE, Egypt etc. Turkey slips rapidly to that league with the fascistic laws on internet regulation. It’s not all about freedom of expression it’s about racist, fascist and totalitarian ideology of law making institutions.
As a contrary, Turkey is still celebrating the “Banning of Press Censorship”. It should be 101st anniversary of that ban now.
After a big wave of anti child abuse movement, Turkey approved a limited internet regulation into law. It’s called “Penal Code 5651 of Regulation of Internet Media and Struggling Crimes by the Manner of Internet Media”. This penal code includes insulting the Ataturk (founder of Turkish Republic), promoting gambling, suicide, drugs & child abuse which leads to fine punishment, jail sentence and banning of sites. The most tricky word is Ataturk which allows the “ideological annotation” of judges. Because of the fanatic & illiterate judges it’s not possible to criticize the holy founder ideology. Simply it’s a ban of freedom of expression.
Related new amendments proposed by AKP (governing political party) on penal code 301 is not enough. This jurisdictions like penal code 301 & 5651 must be totally repealed for the future of democracy in Turkey.
It’s highly likely that insulting Ataturk & Turkishness caused the banning of Google Groups in Turkey. A sad day for democracy and Freedom of Expression…
UPDATE: Access to Google Groups has been suspended because of the same guy who is very well known creationist made same thing to the Wordpress.com.
Technorati Tags: Turkey,Faşizm,Freedom of speech,Censorship,Mustafa Kemal Ataturk,Google Groups,AKP
Filled under English, Political Thing. Comments.
Olan Biten #15: Antalya, Indymedia
Published on April 7th, 2008.
Antalya Akdeniz Üniversitesi Kampüsü’nde çatışma çıktığı haberi büsbütün yalandır. Orada gerçekleşen düpedüz “Faşist Saldırı”dır. Solcu gençlerin üzerine kurşun sıkmakta sakınca görmeğen eli kanlı faşistler polis gözetiminde kampüs dışına alınmış, daha sonra olan solculara olmuştur. Akıllarda kalan ise “Kurtlar Vadisi“‘inden pörtleme gibi bir tip olan alnında kılıç dövmesi taşıyan, düşüncesinden dolayı herhangi bir insanı öldürmekten çekinmeyecek olan insan kılıklı bir ucubedir. Nazizmin ve Mussoliniciliğin (
) McCarthycilik ile buluştuğu noktadan daha farklı olmayan ideolojik çatıya sahip kişilerin ve kurumların varlığıdır asıl sorun olan. Bu güvenlik güçlerinin değişik sürümleri de “Van”‘daki olaylar sırasında, annesi yaşındaki kadınlara çıldırmışçasına saldırmış, Hakkari’de çocuğu yaşındaki “çocuğun” kolunu kırmaktan geri durmamıştır. Bu insansılar, evlerine döndüklerinde eşlerine çocuklarına sarılıp, sevgi verebilecekler midir?
Akdeniz Üniversitesi Kampüsü’nde yaşanan olaylardan korkan rektör ise “1980 öncesi gibi diyalog tamamen kopabilir” gibi bir söyleme imza atmış, o dönemde diyalog olduğunu iddia etmiştir, edebilmiştir. Nasıl bir yanılsamadır artık gerisini siz düşünün.
AKP’nin bu topluma dayatmağa çalıştığı en büyük rezillik olan SSGSS’yi protesto etmek isteyen işçiler, emekçiler, memurlar her fırsatta dövülmüştür. Tuzla’da canını kurtarmak için yürüyen işçiler de dövülmüştür. Sanırım polis eğitim kitabının “Nasıl Vicdansızca Dayak Atılır?” adlı bölümü şöyle başlayıp bitmektedir -kısa ve özdür-: Solcu, Kürt, İşçi, Emekçi, Emekli, Memur her fırsatta dövüle, faşistler kollana… Basında kullanılan “Robocop” tabirinden ekseriyetle nefret ediyorum, adlarının Faşobot olarak değiştirilmesini talep ediyorum.
Neoliberal uyduruk basın, YouTube vs. gibi devasa sermaye guruplarının web uygulamalarını kurtarmağa uğraşa dursun (belirtmek isterim ki, ben de bu engellemeğe karşı çıkıyorum ancak mali çıkar sebebiyle asla değil. Hatırı sayılır derecede basın kuruluşu bugün YouTube gibi web uygulamalarına muhtaçtır, bu uygulamalardan para kazananlar da cabası. Bu blogun reklam almaktaki amacı ise “Hakkında” kısmında açıkça belirtilmiştir, kar amacı gütmez), uluslararası düşünce özgürlüğü platformu olan indymedia‘nın, istanbul.indymedia.org portalına Türkiye’den erişim yasaklandı. Aferin. Siteye erişmek için şu bağlantı adresini kullanın:
http://anonymouse.org/cgi-bin/anon-www.cgi/http://istanbul.indymedia.org/
Bakalım, günün birinde Facebook’a erişim engellenince ortalığı nasıl karıştıracaklar… Türkiye’den masallar dinlediniz efendim.
Okuyucuya Bonus: Charlie Chaplin’in “Büyük Diktatör” veya “The Great Dictator” isimli filmi seyredilirse zihin açar. (Resim Wikipedia’dan alınmıştır.)
Filled under Political Thing, Türkçe. Comments.
Ergenekon Üzerine
Published on April 1st, 2008.
Ergenekon davasının toplumun her kesiminde yankı bulduğu apaçık daha fazla söze gerek yok. Örgütlenmesi, yaygınlığı, etkinliği ve oluşturduğu çıkar gurupları ile buram buram totaliter-faşist bir yapılanmanın bütün belirtilierini gösteriyor. Ergenekon’u bugüne taşıyan olayları gözden geçirmek, bugünü eleştirmek açısından oldukça kıymetlidir. Fitili türban tartışması ile yakılan ardından, Ak Parti hakkında açılan kapatma davası ile ayyuka çıkan ve son günlerde cereyan eden uzlaşma/anlaşma furyasıyla taçlandırılan süreç.
Varlığını kesif bir kokuyla hissettiriyordu: Mahkeme önü şakşakcıları ve kabadayıları, Hrant Dink‘in katledilmesi ve sonuçsuz dava süreci, NOKTA Dergisi operasyonu, internet kanalıyla verilen muhturalar, Genel Kumay Başkanları Özkök ve Büyükanıt arasında geçen garip atışmalar, Adalet Bakanı Çiçek’in 301 feryatları, garip bir putperest şov haline dönüşen “Cumhuriyet Mitingleri”, ADD’nin darbe çığırtkanlığı, CHP‘nin akbaba kuşunun yaşam biçimini siyasi tavır olarak ortaya koyması… Bir de bonus: Emekli paşaların “Erke Dönergeci”‘ne olan desteği.
Bu dallı budaklı süreç kısmen de olsa münferit vakalar olarak görülebilse de, biraz yukarıdan bakıldığında işlerin feci biçimde birbirine bağlı olduğu sezilebiliyor. Ulusalcı muştusu ile hayat bulan 1930 model beton kafa zihniyetinin faşistlik ar damarı çatlamış kocaman Godzilla’si.
Çıban’ı toplum olarak mahkeme basan kabadayılar ile gördük ilk kez. Mahkeme basanların talebi açıkça ortadaydı: Kan. İstedikleri kanları aldılar veya alacakları daha çok kan var. Dink öldürüldü. Toplumun bir kesimi ayaklandı çünkü başına gelecekleri biliyordu: Türkiye’de yaşamanın bedeli. Adli ve siyasi örgütlenmenin istemediği hiç bir olay aydınlatılmayacaktı. Nitekim Hrant Dink’i katledenlerin yargılandığı o dava sürecinde kapatma cezası kesilen Pelitlispor Sahası dışında pek bir şey yok. Hani o da güç bela oldu. Bir hunharın işlediği cinayetin sorumluları, kollayıcıları, savunucuları halen rahat rahat işlerini yapmaktalar. Haaa, malum Jandarma Bursa’da bir yere gönderilmiş… “Hepimiz Ermeniyiz, Hepimiz Hrantız” diskurunu anlamayı beceremeyenler ve anlayıp karşı çıkanların oluşturduğu cepheye savaş açıldı ve karşı bir diskur üretildi “Hepimiz Türküz, Hepimiz Mehmetiz”. Bunun bir psikanalitik karşılığı vardır: Kanı kandan üstün tutan Hunharlık. “Hunhar” Farsça kökenli bir kelime, “kan içen” manasında. Zira ileriki zamanda meydana gelecek PKK operasyonları sırasında kaybedilecek gencecik askerlerin ölümlerinin sebepleri gizlenmeliydi, bu da ancak yüceltme ile yapılabilecek bir iş. Peki dağda ölen isyankarların şehirdeki veya köydeki annesi, babası? Onların adını anan yok zaten. Ancak bu süreçte, Almanya’nın 8 Türk’ün yakılarak öldürülmesi olayı sonrasında binlerce Alman’ın sokağa dökülüp “Hepimiz Türk’üz” diye bağırdıkları hatırlatıldığında bu grubun ya söyleyecek bir şeyi olmuyor, utanıyorsa da çaktırmıyor, utanmıyorsa da “hah bak Almanlar da anlamış” edasıyla böbürlenip içinden ellerini ovuşturuyor… İkiyüzlülüğün yeni açılımları.
NOKTA Dergisi operasyonu ise daha ilginç. Türkiye’de haber dergiciliği adına hiç bir şey yoktur, var olanlar da toplumun siyasi tüketim filtresine göre şekillendirilir. Özden Örnek’e ait olan darbe günlüklerinin yayımlanması sebebiyle bir takım yerlerden gelen ultra baskılar sonucu NOKTA Dergisi topu attı. Özden Örnek yana yana yalanladı: “Bu günlükler benim değil”. Daha sonra anlaşılacaktı ki, bugünler bizatihi Özden Örnekin’di. Darbe şakşakçıları askeri mahkemler kanalıyla kazanmıştı. Bu basın özgürlüğünde son NOKTA idi. Şimdilerde İlhan Selçuk’un gözaltına alınması sebebiyle ortayı ayağa kaldıran, erinmeyip McCarthy dönemi “kominist adam” toplama usullerine ya da Arthur Miller’in The Crucible’ndaki “Cadı Avı” mecazına benzeten ikiyüzlü basın mensupları, o zaman yoktu! AK Parti ikitadarı da yoktu. O dönemde AK Parti iktidarı bu günlükleri ciddiye almalıydı. Almadı/Alamadı neden?
Genel Kurmay eski başkanı Sn. Özkök’ün, Sn. Büyükanıt’ın meşhur konuşmasından bir gün önce darbe heveslilerinin var olduğuna dair “Ne var derim, ne de yok derim” sözleri ile gerçeği ortaya koymuştu. Manidardır daha sonraları, Kıvrıkoğlu Paşa, Özkök Paşa hakkında irtica konusunda “yetersizdi” söylemini kullanacaktı. [İlgili haberler için bakınız]. Resmen bir paşa savaşları olarak nitelendirilebilir.
Mesut Yılmaz gazıyla kurulan göya antiemperyalist TV kanalının minnoş sevimli gazetecisi Mr. Tuncay Özkan, Nur Serter gibi kendini kurduğu metafizik dünyası ile gerçeklikte cereyan eden olayları karıştırmış biri, malum günlükte adı geçen Şener Eruygur… Bun insanların önderliğinde düzenlendi o putperest şova dönüşen mitingler. Mitinglere katılanlar nasıl bir ruh halindeydi? Şakşakçı medya ağzını açmadı, açamadı. Sadece kalabalığın galeyanına gelip galeyanı bilmem kaç misline çıkaracak başlık ve yazılarla geldiler. Sonra seçim geldi ve meydanlar bir anda “pert” oldu. Aklı evveller bu gerçekliği patates-kömür siyasetine bağlamaya devam edecekler.
ve malum Ergenekon patladı. Dallanmış budaklanmış örgütü ile nerelere varacağı hiç kestirilemeyen biçimde…
AK Parti bu süreçte gerildikçe gerildi. Hazırlayıp topluma kakalamağa çalıştıkları yeni SSGSS ve bu kapsamda ortaya koydukları ucube neoliberal politikalar ile kendi sonlarını hazırlarken pat! diye bir şey oldu… AK Parti hakkında kapatılma davası açıldı.Kapatma davasından kurtulma yolları tartışılmağa başlandı, o iyi dedi, bu kötü dedi. Anayasa Mahkemesinin davayı görmeyi kabul etmesi ile Hürriyet ve Milliyet gazetelerinin sevinç çığlıkları ile “Oy Birliği” vurgulamalarının nedenini ise benden değil şuradan okuyun.
Ergenekon ya Hrant Dink’e varırsa ne olacak?
Türkiye demokratik geleceğininin temellerini atabileceği bir dönemden geçiyor. Bu dönemde, demokrasi dışı unsurlar ile yarı demokratların, kendine demokratların ve demokratların kavga edeceği bir dönem olacak.
Canım Türkiye’den masallar dinlediniz…
Okuyucuya Bonus: Michel Foucault‘un “Hapisanenin Doğuşu” adlı kitabını okuyun, zihin açar ayrıca Elşetirel Medya Günlüğü‘ndeki “Çürüme” serisini de…
Technorati Tags: Ergenekon,Hrant Dink,AKP,CHP,Hürriyet,Milliyet,Faşizm
Filled under Political Thing, Türkçe. Comments.
Fitna ya da Fitne Filmi
Published on March 28th, 2008.
Geert Wilders, Hollanda’nın kadim neo-nazilerinden biri. Irkçılığı bir yana dursun siyasal yaşamındaki bütün tahayyülleri şiddet ve ayrımcılık uygulamaları ile süslü. Hollanda’lı annesinden, Hollanda’da bir Hristiyan olarak doğmuş olmayı meziyet zanneden binlerce insandan biri. Tabi aynı şekilde övünen başka ülke insanları da mevcuttur. Wilders’ı farklı yapan durum ise, bu insanın bir siyasetçi olmasıdır. Hollanda meclisinin ikinci liginde mücadele eden bir siyasetçi. Eskilerde VVD grubunda olsa da şimdi “Tek Kişilik Dev Kadro” misali Wilders Grubunu yönetiyor. Hollanda kanunları Wilders Grubu gibi abuk isim değişikliklerine izin vermediğinden, Partij voor de Vrijheid yani Özgürlük Partisi çatısı altında siyasete devam ediyor. Şöyle diyebiliriz: Wilders ve Yardakçıları.
Kabaca değerlendirmek gerekirse, Geert Wilders basit bir faşisttir. Yeni emek gücü yaratamayan Avrupa’nın, diğer ülkelerden ithal ettiği emek gücünü ve bu ilişkilerin örgüsünü düşünmeden, “ne de olsa iş veren benim, sen benim kölemsin” neoliberal diskurun yol açtığı sanrılarla hayatını geçiren bir insan. Bu durum hem egosunun hem de saçlarının* şişmesine neden olmuştur. Varlığı bundan ibaretttir. Düpedüz adi bir faşisttir.
Velhasıl, bu insan bir çok örneğini Türkiye’de de gördüğümüz gibi, okuduğunun ne olduğunu idrak edemeden okuduğuna savaş açan bir dangalak. Hazırlattığı filmde Kuran’a atıf yaparak, din kökenli şiddeti aklınca aydınlatmağa çalışıyor. Bunu yaparken hiç de araştırma yapmamış olduğu besbelli… Filmi görünce, bir an aklıma Irak’ın Memri TV’sinde 31 Ocak 2007′de dünyanın düz olduğunu Kuran vasıtasıyla açıklamağa çalışan başka bir dangalak Iraklı über-astronom geldi (Video’yu bu bağlantıdan izleyebilirsiniz). Benim için ikisinin de farkı yok. Kıymetsiz…
Porno kelimesi için Wikipedia’da yapılmış bir tanım vardır: “Pornography or porn is the explicit depiction of sexual subject matter, especially with the sole intention of sexually exciting the viewer.” yani, “Pornografi ya da porno, cinselliğin müstechen olarak, özellikle tek maksadın izleyicinin cinsel olarak uyarılması biçiminde işlenmesidir.” Bu tanım ile yola çıkarak yapacağımız tek şey cinsellik yerine “din” veya “ırk” kelimelerini koymak olacaktır. Biraz zihin jimnastiği güzeldir. Çoğu değersiz sinema yapıtı gibi “Fitne” ya da “Fitna” da bir porno filmdir. Ötesi değil. Bu tip bir toplumsal pornoya imza atmak demokrat bir tavır değildir ve bunun da “ifade özgürlüğü” kalkanında pazarlanması düpedüz yutturmacadır, faşizmdir. Gelmiş geçmiş askeri darbeciler de, Hitler de “ifade özgürlüğü“nü kullanmaktaydı.
Ayrıca film sinema tekniği olarak hiç bir özellik içermemekte daha çok bir potpuri özelliğini taşımaktadır. 9/11 bezemeleri, vahşet eylemlerinin ve söylemlerinin kullanıldığı duygu sömürüleri… Aklına esen bir faşist kendi evinde bir benzerini yapabilir. Film müzikleri ise manidardır: Tchaikovsky’nin Fındıkkıran Suiti”‘nden (Opus 71a) “Arap Dansı”… (Ayrıca videonun yayınlandığı LiveLeak de cebini dolduracaktır
)
Geert Wilders’ın düşüncesinin sonu yoktur, yerine yenileri mutlaka gelecektir. Mühim olan faşizme karşı omuz omuza durmaktır.
Fitne Filmini izlemek isteyenler şu bağlantıları kullanabilir: İngilizce ve Hollandaca
GÜNCELLEME: LiveLeak.Com gelen baskılar üzerine, çalışanlarının hayati risk taşıdığı iddiasıyla videoyu yayından kaldırdı.
Video: Fitna the Movie: Geert Wilders’ın Kuran Hakkındaki Filmi (İngilizce)
*: Bkz Geert Wilders fotoğrafları. [bağlantı]
Technorati Tags: Faşizm,Fitna Movie,Fitne Filmi,Geert Wilders,hollanda,Irkçılık,Pornography
Filled under Political Thing, Türkçe. Comments.
Geert Wilders
Published on March 25th, 2008.
Populairste Neo-Nazi of Facist van Nederland: Geert Wilders. Zijn agressieve duw is om movie te publiceren “Fitna” opgeschort op het Web. Gissingen? Door het hostingbedrijf Networksolutions Inc van de V.S.
Technorati Tags: Geert Wilders,Fitna
Filled under Nederlands, Political Thing. Comments.





