Archive for 'Political Thing'
Bir Akademik Süperstar Olarak Žižek
Published on May 13th, 2008.
Slavoj Žižek‘in son kitabı, In Defense of Lost Causes yeni çıktığı için ufacık bir Žižek Durumu eleştirisi yapmak istedim. Kitabı henüz incelemekteyim, daha sonra bir eleştirisini yazmak isterim. (Kitap hakkında kısa bir gözden geçirme yazısı ve satın almak için bu bağlantıyı kullanabilirsiniz).
Kendisi mi böyle olmak istedi, yoksa Žižek’den çok Žižekçiler mi kendisini bu hale soktu bilmiyorum ama eni konu değerli bir insandır. Sublime Object of Ideology ile tanışmıştım kendisiyle, hatırlarım, kitap bir ara elimden düşmezdi. 
Gel zaman git zaman öyle bir hale dönüştü ki bu Žižekmania artık sonu ne zaman gelir bilemiyorum. Ideoloji kavramını tartışırken bile Žižek’e karşı çıksanız mutlaka ortamda size kötü kötü bakan insanlar olacaktır. Olay bir ara iyice çığrından çıkıp, Žižek’in bir fotomodelvari bir kadınla eviliğinin fotoğraflarının basına sızmasına kadar gelmişti. Kendisi hakkında çekilen belgeseller bir yana dursun, A.B.D.’de yaşayan bir arkadaşım bir konferansında Žižek amcamızla tanışan bir kızın histerik göz yaşlarına tutuluşunu bile anlatmıştı -teyyid ettiremedim, geçerliliğinden emin değilim-.
Felsefi üretimi bir yana dursun, pop müziği konserine çıkan şarkıcıların ardından çılgınlar gibi bağıran ve dokunulabilecek tanrılar arayan o insanlar… Söylenebilecek çok şey var. Tavsiyemdir ki, Slavoj Žižek’in kendisini sadece üretimleri ile değerlendirmenizdir.
Kendisiyle 11 Mart’ta ve 12 Mayıs (dün) yapılan ve Democracy Now‘da yayınlanan söyleşilere de sırasıyla bu bağlantıdan ve buradan ulaşabilirsiniz.
Sayın seyirciler şimdi karşınızda Sibel Tüzün’den Süperstar…
Filled under Internet Thing, Political Thing, Scientific Thing, Türkçe, Uncategorized. Comments.
Schutzstaffel ve Meydanlar ve Sokaklar
Published on May 2nd, 2008.
Türkiye’nin devlet ideolojisinde Nazi Almanyası’nın izlerini bolca bulmak mümkün hatta bir kaç iri adım atılırsa neredeyse Nazi Almanyası ile birebir olduğunu söyleme cüreti gösterilebilir.
Schutzstaffel, Nazi ordusunun büyük örgütlerinden biri. Doğrudan Hitler’e ve Nazi Partisine bağlı olarak yönetiliyor. Küçük bir meclis siyasi grubu olarak hayata başlamış, daha sonra değişen ve çoşkunlaşan “konjektür” vasıtasıyla en az Alman Silahlı Kuvvetleri kadar güce sahip olmuş bir örgüt. Bizzat Hitler’in de korumalığını yapmış bu grup, kendini Roma’nın pretoryanları gibi hissettiğinden olacak isimleri de buna uygundur. Türkçe’ye çevrildiği zaman ise “Koruyucu Bölük” anlamında olduğu görülür. Kısaca Führer’in ve Nazi Partisi’nin koruyucuları. Ancak kuruluş belgelerine göz atıldığında amacı şöyle tanımlanıyor: “İnsanlığa karşı işlenmiş suçlardan sorumludur”. Kullandıkları SS simgesi de Runik -Runic Alphabet- yazıtipi ile yazılıyor: Milliyet ile soslandırılmış, dini temelli yazıtipi. )
Fakat 29′dan 45′e kadar Heinrich Himmler yönetiminde o meşhur Aryancı düşünce temelinde (daha önce Aryancılık ile ilgili burada bahsetmiştim) tamamen faşist bir örgüte dönüşüyor. Ayrıca aynı dönemde SS, hem özel “polis” ve “askeri” güçlerinin yetiştirilmesinde kullanılıyor hem de bilindik görevlerine devam ediyorlar. Tabi 2. Dünya Savaşı’nı hazırlayan koşullar altında palazlanan “üstün ırk” söylemiyle iyice vahşi bir ruha bürünüyor. Bu vahşi ruhun ortaya çıkardığı işler ise dünya belleğine kazınıyor: Sayısız Yahudi’nin, koministlerin, gazetecilerin, Çingeneler’in, masumların, eşçinsellerin katli…
Tam bir polis teşkilatı. Dünya üzerinde hiç bir faşist düşünceli iktidara susamış adam yoktur ki, elinin altında hazır SS birlikleri bulunmasın.
Bugün’ün 1 Mayıs’ında, 1 Mayıs 2008′de İstanbul’da görülen manzara da bana acı verici biçimde Schutzstaffel’i anımsattı. Ülkenin hakimi konumundaki siyasi parti, sağı solu yamanmış bohça gibi uyduruk ideolojisi ile HAK-İŞ adıyla “alternatif” bir işçi sınıfı topluluğu yaratmağa uğraşa dursun, demokratlığının sadece kendi idelojik ekseninde olan insanlar için geçerli olduğunu ortaya koydu. Bu partinin başkanı; milyonlarca emekçiyi ayak ilan etti, ardından Adalet Bakanı vasıtasıyla emeğin bayramını kutlamayı, 1 Mayıs 1977′yi anmayı o canım anayasasına aykırı ilan etti. Böylece emek örgütlerinin Taksim diretmesinin yasadışılığı muştulandı. AK Parti.
AK Parti’ye kapatma davası açıldığında bir anda demokrasiyi keşfediveren yönetim takımı, milyonların demokratik talebi karşısında alabilecekleri en düşmanca tutumu aldılar. Çünkü bu sakat düşünceye göre, orada emeğin bayramı değil, “bölücülük” yapılacaktı. Aslında ortada olan basittir. Kendi ideolojilerini bugün var ve muktedir kılan 12 Eylül zanlısı TSK’nın istediği gibi davranmak. TSK bugün PKK vasıtasıyla toplumda ırkçı söylemi ve düşünceyi canlı tutarken, bunun toplumun her kesimine nüfuz etmesi için de müthiş çaba harcamakta. 12 Eylül’ün yok ettiği solun üzerine bir sigara yakarken, yaratılan son derece örgütlü dini yapılanmaya diklenirken komik duruma düşüyorlar. Yıllar yılı uygulanan bu siyasetin sonucu olarak binbir türlü faşist ve dinci faşist örgüt de mutlu mesut hayatını sürdürebiliyor.
Meydanlara 1 Mayıs’ı kutlamak için sınıf bilinciyle koşmaya hazır binlerce emekçinin, köylünün, öğrencinin, işsizin, kadının, çocuğun üstüne Türkiye SS’lerini yolluyor siyasi iktidar. Kendisini yaratan ideoloji ile hamaset masasında oturarak. Bu işin örgütlemesini de SS yöneticileri Karl Hanke ve Heinrich Himmler’den devşirme iki bürokrata yaptırıyor: İstanbul Valisi Muammer Güler ve Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah. Birebir çakma iki SS yöneticisi. Ne konuştukları anlaşılıyor ne de sıfatlarında meymenet var. Zaten vukuatları çok olan bu ikili, SS subaylarına emir veriyor ve binlerce insanın üzerine bir hınçla saldırtıyor. İnsan dövmeğe, kol bacak kırmağa, öldürmeğe, işkence etmeğe dünden alışmış SS subayları da gerekeni yapıyor. DİSK‘in merkezinin önüne sabah namazını müteakip itfaiye misali su sıkıcıları ve ultra mdoern, gelişmiş, pörtlek neferler yerleştiriliyor, her köşe başı tutuluyor, Taksim abluka altına alınıyor… Tam bir savaş düzeni. ÖDP merkezine saldırılıyor, yolsa oturan kadınların kafalarına tekme atılıyor, turistler dövülüyor, kol bacak kırılıyor… Siyasi iktidarın örgütlemeğe çalıştığı HAK-İŞ’in düzenlediği mitinglere dokunulmuyor, ses çıkarılmıyor. Schutzstaffel’in önemi burada yine ortaya çıkıyor: Tarih 1 Mayıs 2008, Yer Türkiye.
19 Mayıslar’da, 23 Nisanlar’da “Nazi Jugend disiplini” ile eğitilmiş gençlerin ve çocukların gösteri yaptırıldığı stadyumlarda örgütlenen halk da pek sesini çıkaramıyor. Carl Diem‘in çocukları, yüce SS’leri koruyacak ve onlara yardım edecektir. Türkiye’nin demokratikleşme sürecinde atılacak ilk adım Carl Diem’in pisliklerinden arınmak olabilir.
Kendine demokrat ve müslüman AKP’nin bu ülke siyasi sahnesinde sadece bir renk olduğunu belirtmek gerekir. Bugün giderse, yarın yerine biraz farklı olan ama temelde Nazi devşirmesi Türkiye devlet ideolojisi ile işleyen yeni bir parti gelecektir.
Nice 1 Mayıslar’a, beraberce, omuz omuza…
Filled under Political Thing, Türkçe. Comments.
één Mei 2008
Published on May 1st, 2008.
Solidariteit in de strijd!
Socailisme wereldwijd!
yani;
Mücadelede Dayanışma!
Dünya’nın Her Yerinde Sosyalizm!
Filled under Nederlands, Political Thing. Comments.
Censorship in Turkey
Published on April 10th, 2008.
New victim: Google Groups
Actual victim: Turkish Society
Turkey becomes more aggressive on censoring web sites. Probably you heard about censorship efforts of several countries like China, Iran, UAE, Egypt etc. Turkey slips rapidly to that league with the fascistic laws on internet regulation. It’s not all about freedom of expression it’s about racist, fascist and totalitarian ideology of law making institutions.
As a contrary, Turkey is still celebrating the “Banning of Press Censorship”. It should be 101st anniversary of that ban now.
After a big wave of anti child abuse movement, Turkey approved a limited internet regulation into law. It’s called “Penal Code 5651 of Regulation of Internet Media and Struggling Crimes by the Manner of Internet Media”. This penal code includes insulting the Ataturk (founder of Turkish Republic), promoting gambling, suicide, drugs & child abuse which leads to fine punishment, jail sentence and banning of sites. The most tricky word is Ataturk which allows the “ideological annotation” of judges. Because of the fanatic & illiterate judges it’s not possible to criticize the holy founder ideology. Simply it’s a ban of freedom of expression.
Related new amendments proposed by AKP (governing political party) on penal code 301 is not enough. This jurisdictions like penal code 301 & 5651 must be totally repealed for the future of democracy in Turkey.
It’s highly likely that insulting Ataturk & Turkishness caused the banning of Google Groups in Turkey. A sad day for democracy and Freedom of Expression…
UPDATE: Access to Google Groups has been suspended because of the same guy who is very well known creationist made same thing to the Wordpress.com.
Technorati Tags: Turkey,Faşizm,Freedom of speech,Censorship,Mustafa Kemal Ataturk,Google Groups,AKP
Filled under English, Political Thing. Comments.
Olan Biten #15: Antalya, Indymedia
Published on April 7th, 2008.
Antalya Akdeniz Üniversitesi Kampüsü’nde çatışma çıktığı haberi büsbütün yalandır. Orada gerçekleşen düpedüz “Faşist Saldırı”dır. Solcu gençlerin üzerine kurşun sıkmakta sakınca görmeğen eli kanlı faşistler polis gözetiminde kampüs dışına alınmış, daha sonra olan solculara olmuştur. Akıllarda kalan ise “Kurtlar Vadisi“‘inden pörtleme gibi bir tip olan alnında kılıç dövmesi taşıyan, düşüncesinden dolayı herhangi bir insanı öldürmekten çekinmeyecek olan insan kılıklı bir ucubedir. Nazizmin ve Mussoliniciliğin (
) McCarthycilik ile buluştuğu noktadan daha farklı olmayan ideolojik çatıya sahip kişilerin ve kurumların varlığıdır asıl sorun olan. Bu güvenlik güçlerinin değişik sürümleri de “Van”‘daki olaylar sırasında, annesi yaşındaki kadınlara çıldırmışçasına saldırmış, Hakkari’de çocuğu yaşındaki “çocuğun” kolunu kırmaktan geri durmamıştır. Bu insansılar, evlerine döndüklerinde eşlerine çocuklarına sarılıp, sevgi verebilecekler midir?
Akdeniz Üniversitesi Kampüsü’nde yaşanan olaylardan korkan rektör ise “1980 öncesi gibi diyalog tamamen kopabilir” gibi bir söyleme imza atmış, o dönemde diyalog olduğunu iddia etmiştir, edebilmiştir. Nasıl bir yanılsamadır artık gerisini siz düşünün.
AKP’nin bu topluma dayatmağa çalıştığı en büyük rezillik olan SSGSS’yi protesto etmek isteyen işçiler, emekçiler, memurlar her fırsatta dövülmüştür. Tuzla’da canını kurtarmak için yürüyen işçiler de dövülmüştür. Sanırım polis eğitim kitabının “Nasıl Vicdansızca Dayak Atılır?” adlı bölümü şöyle başlayıp bitmektedir -kısa ve özdür-: Solcu, Kürt, İşçi, Emekçi, Emekli, Memur her fırsatta dövüle, faşistler kollana… Basında kullanılan “Robocop” tabirinden ekseriyetle nefret ediyorum, adlarının Faşobot olarak değiştirilmesini talep ediyorum.
Neoliberal uyduruk basın, YouTube vs. gibi devasa sermaye guruplarının web uygulamalarını kurtarmağa uğraşa dursun (belirtmek isterim ki, ben de bu engellemeğe karşı çıkıyorum ancak mali çıkar sebebiyle asla değil. Hatırı sayılır derecede basın kuruluşu bugün YouTube gibi web uygulamalarına muhtaçtır, bu uygulamalardan para kazananlar da cabası. Bu blogun reklam almaktaki amacı ise “Hakkında” kısmında açıkça belirtilmiştir, kar amacı gütmez), uluslararası düşünce özgürlüğü platformu olan indymedia‘nın, istanbul.indymedia.org portalına Türkiye’den erişim yasaklandı. Aferin. Siteye erişmek için şu bağlantı adresini kullanın:
http://anonymouse.org/cgi-bin/anon-www.cgi/http://istanbul.indymedia.org/
Bakalım, günün birinde Facebook’a erişim engellenince ortalığı nasıl karıştıracaklar… Türkiye’den masallar dinlediniz efendim.
Okuyucuya Bonus: Charlie Chaplin’in “Büyük Diktatör” veya “The Great Dictator” isimli filmi seyredilirse zihin açar. (Resim Wikipedia’dan alınmıştır.)
Filled under Political Thing, Türkçe. Comments.






