Archive for 'Political Thing'
Bidon Kafalı ve Göbeğini Kaşıyan Bir İnsanım Ben
Published on August 23rd, 2007.
-o-
Gündem, son bir kaç gündür, Erdoğan’ın Bekir Coşkun’a yüklenişi ve ardından Bekir Coşkun’un veryansın mertebesinde kaleminden çıkan, nasıl bir haleti ruhiye ile yazıldığı apaçık meydanda olan yazı ve ardından gelişen polemik ile çalkalanıyor.
Onlarca gazeteci, yazar, siyasetçi vs. Erdoğan’ın bahsi geçen söyleminin ne kadar çirkin ve çağdışı olduğunu söyleyip durdu. Haklılar veya değiller, hiç de önemli değil. Ancak savundukları kişinin -ister destekleyin ister desteklemeyin- AKP’ye oy verecek olanları veya potansiyel oyu olanları “Göbeğini Kaşıyan Adam” ve Yılmaz Özdil ile beraber geliştirdikleri kavram olan “Bidon Kafa” olarak niteleyerek zaten “o” kişilerin memlekette niçin yaşadıklarını, niçin varolduklarını, hepten zarar-ziyan olduklarını, hiç bir işe yaramadıklarını kastederek ve/veya ortaya koyarak kendini ulaşılması güç, yüz bin kere elit bir mertebeye çıkarmıştı. Bu şekilde, zaten ülkenin neredeyse yarısının fikrini hiç mi hiç önemsemediğini, “o” insanları uzaylı olarak gördüğünü ilan etmişti. Çünkü kendisi gibi düşünenlerin yöneleceği adresi söylemek istiyordu. Aklınca sivri diliyle toplumu dikotomik bir tuzağa çekecekti ve insanların AKP’ye oy vermesini engelleyecekti. Böylelikle ‘80 sonrasında kendini iyice kaptırdığı “dünya düzeninin” muktedirliğine daha sağlam kazıklar çakacaktı ve çakıyordu. AKP’ye oy vermeyecek olan kesimin bir kesimi ise Coşkun’un yazılarını okudukça derin bir “ohhh” çekiyordu ve yüksek bir tatmine ulaşıyordu. Bu insanlar ise yaratılan imgeye ters olarak hem göbeklerini kaşımadıklarını hem de kafalarının bir bidon olmadığını tescilletmiş oluyorlar ve üstüne üstlük bu güruhta olmadıkları işin derin bir sevincini ve gururunu yaşıyorlardı. Yaşadıkları bu elitist gurur ise bitmek tükenmek bilmeyen bir zihinsel tatmine yol veriyordu. Çünkü Bekir Coşkun ve Yılmaz Özdil “über” sorumlu birer gazteci idi.
İçine dahil olduğum ve özgürlük ve adaletten yana olan topluluk da, bu insanlar tarafından boşa gidecek oylar olarak ortaya seriliyordu. Demokrasi anlayışları, cuntanın demokrasi anlayışından daha da etraflıca olmayan, toplumdan kopuk insanların hezeyanlarıydı gazetelere yansıyan.
Bu noktada kendisine bir gazete aracılığı ile sövülen toplumun sesi çıkmadı ya da o gazete ve çevresi toplumun sesini duyurmadı. Ancak bu yüce elit kişiliğe, ülkenin “mim”li başbakanından cevap gelince, bu gazete ve çevresi ortalığı ayağa kaldırdı. üstüne üstlük, Erdoğan bu açıklamayı kıs kıs gülerek ve zekice bir manevra ile bu gazete çevresine ait bir televizyon kanalında yapıyordu. İronik ve ironik olduğu kadar da traji komik değil mi?
Erdoğan’ın üslubunun da çok tutarlı bir yanı yoktu. Seçim sürecinde ip cekmece oynadıktan sonra, kendisi de Bekir Coşkun’la aynı ağızdan konuşuyor ve “O”‘nu bu sefer, Coşkun’un yaptığı gibi adamdan saymıyordu.
Al birini vur ötekine.
1930′ların Almanya’sının gazete arşivlerini, sağda solda yayınlanan bildirilerini, “teorik” makalelerini şöyle bir inceleyen bir insan günümüzdeki ile benzerliklerini şıp diye görebilir.
Cımbızcılıktan daha önce kişisel bir meselem ile ilgili olarak bahsetmiştim [1][2][3]. Cımbızcılık medyada bir adettir, zira sansasyon yaratma olasılığı yüksektir. Ancak Coşkun ve benzeri yazarların kalemlerinden dökülen cümleleri cımbmzlamak son derece zordur. Zira bu tip faşist düşünce eksenli yazılar her daim sığdır ve her paragrafında, her cümlesinde aynı şeyi söyler dururlar. Ancak yaşadığım son örnek olan Erdoğan’ın konuşması ise ustaca yapılmış bir cımbızcılık hamlesiydi. Böylelikle adı geçen gazete usataca bir hamle ile “Emin Çölaşan” davasınından da kurtulacaktı.
Boşuna mı “Do Not Hate Media! Be Media!” ya da Türkçe’siyle “Medyadan Nefret Etme! Medya Ol!” diyorum?
İnsanlar boşuna mı özgürlük diye haykırıyor? Hayır! İşte bu cunta bozması yapılara karşı durmak için.
İnsanlar boşuna mı adalet diye bağırıyor? Hayır! Bu toplumda beraber yaşayabilmek için.
İnsanlar boşuna mı özgürlükçü sosyalizm diye bağırıyor? Hayır! Faşizme karşı durmak için…
Saygıyla…
Yazıyla ilgili olarak Kanal D haberin videosu:
Filled under Political Thing. Comments.
Cımbız İnsanları, Küçük Hesap Durumları
Published on August 9th, 2007.
Bir bütünlük gösteren yapıyı oluşturan bileşenleri kendi başlarına tekil olarak inceleyebilmek son derece güzel bir iştir, acayip derecede de zevkli olabilir. Üstüne üstlük bu inceleme ve/veya çözümleme sonrası ele geçen bulgular ışığında bütüne yönelmek, bütünü eleştirirken elimize çok daha fazla olanak sunacaktır.
Ancak bir çeşit hastalık vari düşünce tarzı; koskocaman bir bütünün, mikroskopik bileşenlerini, o bütünün tamamını eleştirmek için kullabilir daha da ileri giderek yerebilir, hakaret edebilir. Bu durum nasıl ortaya çıkar? Özel bir durumdan bahsettiğim için, gönül ferahlığı ile söyleyebilirim: Kuvvetle ihtimal ki, kişinin sahip olduğu ama farkında olmadığı yüksek narsistik hissiyat ve buna bağlı / bunun etrafında örgülenmiş ve örgütlenmiş iktidar istencidir. Bu son derece iyi gizlenmiş yüksek iktidar istenci kendini son derece başarılı bir şekilde “iyi niyet” örtüsü altında pazarlayabilir. Durumun öznesi olan kişinin kendi içinde bulunduğu duruma karşı adeta “yarı-farkındalık” düzeyindedir. Zira bu durumu eleştirebilse, bir farkındalık yaratabilecek dahası bu farkındalığı kendi bilişsel dünyasının eleştirisinde kullanabilecektir. Ancak ve ancak iktidar hırsının bahşetmiş olduğu bitmek tükenmek bilmeyen ideolojik tatmin araçları karşısında, bu farkındalık sürecinin neredeyse hiç şansı yoktur.
Fakat bu durumda iktidar hırsını, siyasi iktidara indirgemek yapılabilecek en büyük hatadır. Bahsettiğimiz iktidar; adeta, olası her türlü “alanı” fethetme duygusuna bürünmüş, ağzından salyalar akan ve ardı arkası kesilmek bilmez istekleri / çıkarları için kendini satılığa çıkarabilecek, her an değişebilecek bir yapıdır.
Bu sonsuz haz yolunda ilerlerken çeşitli araçları; hileleri, ayak oyunlarını, cingözlükleri vs. gibi yapıları kullanacaktır. Ne de olsa “iyi niyetli”dir. Aklıma bir söz gelip duruyor: “Mezar taşları iyi niyetle döşenir.
“Zamanında, benzer bir olayı rahmetli Hrant Dink de yaşamıştı. Koskoca bir yazı dizisinden, bir kaç cümlesi, bir kaç zıpır tarafından cımbızlanmıştı, sonrası ise aşikar.
Anlayan anladı…
Filled under Political Thing. Comments.
Ufuk Uras’ın, NTV’de Yaptığı Açıklamalar ve 32. Gün
Published on June 8th, 2007.
Birinci viodeda, Ufuk Uras’ın, NTV’de yayınlanan Neden? isimli programda yaptığı açıklamaların bir derlemesi mevuttur.
Ayrıca 2. videoda; 32. Gün programının da (Erol Manisalı, Ercan Karakaş ve Ufuk Uras’ın katıldığı, Kim Sol temalı program) uzunca (~40dk) bir özeti vardır.
Programın tam metni için tıklayın
Filled under Political Thing. Comments.
Üniversite ve Gençlik… Bir Öğrenci Sendikasının Eşiğinde…
Published on May 29th, 2007.
Değerli dostum, Emrah Altındiş’in uzunca süre çalıştığı ve oldukça fazla emek harcadığı makalesini bu bağlantıdan indirebilirsiniz.
Makale, Türkiye’de ve Dünya’da üniversitelerin ve üniversite öğrencisi topluluklarının geçirdiği dönüşümleri inceleyerek; yine bu kurum ve toplulukların, günümüz toplumsal devimindeki yerlerine hatta geleceğine ışık utmakta.
Toplumsal hayatına yeni başlamış GENÇ-SEN için, bir manifesto niteleği taşımasa da getirdiği açılım ve çözümlemlerle oldukça katkı sağlayıcı bir eser… Okumanızı şiddetle tavsiye ederim.
Filled under Political Thing. Comments.


