Archive for 'Living Thing'

Bugün markette gezerken gözüme ilk defa takıldı: Cacık. Gıda sanayisi her şeyin hazırını üretebilecek kadar gelişmiş durumda ve bunun en sonuncusunu bugün gördüm. Almaya’da PETRI-Feinkost GmbH & Co. KG. tarafından üretilen Zaziki, özünde cacık olduğunu iddia eden bir hazır yiyecek.
Ancak kıvamı aynen dondurma gibi, sert. İçindekiler tanıdık malzemeler: Hıyar ve sarımsak. Ancak cacığı cacık yapan taşıyıcı malzeme olan yoğurt yerine garip kremamsı bir ürün kullanılmış. İçeriği sebebiyle idare edebilecekken, yoğurt benzeri malzeme sebebiyle katlanılmaz bir hal almış. Paranıza kıyıp almayın…

Posted on 2 July '08 by admin, under Food Thing, Türkçe. .
Rügen Operasyonu, Guernica, Acı ve bir kaç söz…

Guernica, İspanya’nın Bask bölgesinde bulunan küçük sayılabilecek bir kent. Evvel zaman içinde çok acı çekmiş Bask halkının bir kısmının yaşadığı küçük bir kent…
Faşizmin tarihindeki duraklardan sadece birisidir Guernica’nın bombalanması, genelinde İspanya İç Savaşı… Çılgınca ulusalcılaştırılmış kitlelerin birbirini nasıl kırıma uğratabileceğinin bir göstergesidir. Nazi Almanyası ve Luftwaffe’si işbirliğinde gerçekleştirilen adına “Rügen Operasyonu” denilen hava saldırısında yaşanan anlar, daha sonra Pablo Picasso‘nun fırçasıyla can bulan acılı anlardır.
Gel zaman git zaman Lena Gieseke‘nin dahice ve eşşiz bir beceriyle hazırladığı 3 boyutlu animasyon, Manuel de Falla‘nın Ninni’sinin (Nana) Christopher Jones (Çello) ve Matthew Anderson (Gitar) tarafından sunulan yorumu ile birleşince (aşağıda podcast olarak eklidir), ortaya müthiş bir eser çıkmış. Bu yaratı ile Pablo Picasso’nun fırça darbeleri arasında gezebiliyor, gezerken de ansızın gözyaşlarına kapılabiliyorsunuz…
Bu bağlatıdan ayrıntılı bilgi alabilir ve animasyonu seyredebilirsiniz. Animasyonu ayrıca buradan da seyredebilirsiniz.

Nana - Manuel de Falla (Cello, Guitar) [2:33m]:
Play Now |
Play in Popup |
Download (12)

Pablo Picasso's Guernica Explored (Animation by Lena Gieseke) [2:54m]:
Play Now |
Play in Popup |
Download (21)
Rhine Nehri ( Hollandaca yazılışı Rijn) Avrupa’nın en önemli nehri. Oldukça uzun: Yaklaşık 1300 km uzunluğunda. Avrupa’da girip çıktığı ülke sayısını okuyunca insanın dudağı uçukluyor. Bu sayı tam olarak 9: İsviçre, İtalya, Liechtenstein, Avusturya, Almanya, Fransa, Lüksemburg, Belçika ve son olarak Hollanda. İsviçre’de hayat bulan, Hollanda’da Kuzey Denizi’ne kavuşan bir nehir. Merriam-Webster’dan öğrendiğimize göre nehrin adının kökeni proto Hint-Avrupa anadiline dayanıyor: *reie-. (akmak, koşmak manalarında. Aynı kökenden gelen İngilizce bir fiil Run:Koşmak)
Suyun varlığı, insan denen türün hem yaşam kaynağı hem de birlikte yaşamasının temel şartlarından biri. Rijn nehrinin insanların yaşantısı ile ortak olduğu nokta, nehrin etrafında yaşamlarını kuran insanların emek tarihidir. Rijn’ı değerli kılan emektir, ekonomik faaliyettir. Milyonlarca insanın ve canlının hayatı bu kudretli nehre bağlı… Kirliliğin nehrin varlığına yönelik en büyük tehlike olduğunu açıklamağa gerek yok. Eğer kapitalizm Rijn’ı yok etmeği başaramazsa nehrin bu önemi hep böyle devam edecek. Çok yaşa Rijn!
Biz de güzel bir bahar gününde, Rijn’ın kenarına piknik yapmağa gittik. Yedik, içtik, eğlendik, koyunlarla oynadık. O neşeli anların videosu için –> (more…)
Posted on 10 May '08 by admin, under Living Thing, Türkçe. .
Keukenhof, Hollanda’nın Lisse kenti yakınlarında kurulu oldukça büyük bir özel botanik parkı. Botanik derken çok ağırlıklı olarak “lale” türlerinin sergilendiği bir park. Hollanda’da Nisan ve Mayıs ayları lalelerin mevsimi olduğundan ancak bu aylarda gezilebiliyor.
Lisse şehrine tren ile erişim mümkün olmadığından, eğer tren ile gidilecekse Helligom kentine gidip buradan otobüs veya taksi ile Keukenhof’a gitmek en akıllıcası. Ayrıca Lisse de 1948′den bu yana kutlanan Bloemencorso‘ya (Çiçek Festivali) ev sahipliği yapan şehirlerden biri.
Batı dillerinde kullanılan lale kelimesinin “Tulip“, “Tulp”, “Tulipa” kökeninin Osmanlı Türkçe’sine ait “tülbent” kelimesinden geldiğini belirtmek isterim. Avusturya kralı I. Ferdinand’ın Kanuni Sultan Süleyman‘a elçi olarak yolladığı Ogier Ghiselin de Busbecq‘in “lale”leri sarık üzerine sarılmış tülbente benzetmesiyle batı dünyasında kendisine hayat bulan bir kelime. Lale’nin Avrupa’ya varışı ise sürprizlerle dolu bir serüven… Laleler Hollanda’ya vardığı zaman, ilk başta ne yapacağını bilemeyen insanların lale soğanlarını pişirip yemesinden tutun, lalelerin para yerine kullanılmasına kadar Hollanda tarihinde derin izler bırakmış bir bitki…
Tabi böyle bir kültürel arkaplana sahip olan bitki için Hollandalılar’ın yaptıkları gerçekten çok güzel: Keukenhof. Lale’ye bir saygı duruşu adeta. Peyzaj mimarlığı’nın doruğa çıktığı, insanı büyülediği yerlerden biri. Tabii ki lalelerin kendi kendilerine oluşturduğu bir yapı değil, özenle çizilmiş, tasarlanmış bir park. Bazen insan bu kadar yapay bir düzünlemeden sıkıntı duysa da sergilenen binbir tür lalenin güzelliği insanı alıp götürüyor.
Park beni de kendisine çeken özelliği olarak müthiş turistik bir yer. Turist insanlara atılan bütün kazıkların havada uçuştuğu bir yer diyebilirim. Tabii ki bu kadar güzellik içinde insan cebindeki parayı düşünmüyor. Giriş ücreti 2008 fiyatı ile 13,5€ kişi başı, ancak 6 yaşından küçük çocuklar ve 65 yaş üzeri kişiler için indirim mevcut. Bilet kuyruğunu hiç sormayın. Parka girdiğiniz anda sizi müthiş bir kalabalık karşılıyor, etrafta turistten para kazanmağa yönelik binbir türlü ıvır zıvırın bulunduğu küçük sayılabilecek bir meydan. Dilerseniz 3€ aldığınız haritayı, dilerseniz büyük tabelala halinde hazırlanmış haritaları kullanarak parkın içinde gezmeğe başlıyorsunuz. Parkta 6 tane pavyon mevcut. Bunlar Juliana, Bloembollen Info (Soğanlar için Danışma), Wilhelmina, Beatrix, Willem Alexander (Kraliçe Beatrix’den sonra kral olacak, nam-ı diğer “Portakal Prensi”ve Oranje Nassau. Bu pavyonlarda özel olarak sergilenen çiçekler mevcut ayrıca çeşitli toplantılar ve de gösteriler yapılıyor. Bunların dışında lokanta ve bar gibi dinlence tesisleri de mevcut.
Park oldukça büyük olduğundan gezmesi neredeyse bütün gününüzü alacaktır. Buna göre gideceğiniz zaman yanınızda bir spor ayakkabı götürmenizi şiddetle tavsiye ederim. Yanınızda yiyecek ve içecek sokabiliyorsunuz ancak ben piknik yapanlar görmedim, bu sebeple atıştıralacak bir şeyler iyi olabilir.
Amsterdam’dan Haarlem‘e geçtikten sonra, Helligom yönünde ilerleken trenden gözüken devasa lale tarlalarının güzelliğini de göreceğinizi eklemek isterim… Bir gün Hollada’ya bahar vakti yolunuz düşerse mutlaka ziyaret edin. Aşağıda Keukenhof’da çektiğim videoların kolajı ve Keukenhof fotoğrafları var, beğeneceğinizi umarım…
(Video ve fotoğrafları görüntülemek için bu bağlantıyı kullanabilirsiniz –> (more…)
Posted on 4 May '08 by admin, under Living Thing, Musical thing. .
Her canlı matematikçe düşünür çünkü etkileşim içinde bulunduğu fiziki dünyayı ancak bu şekilde algılar. Gerçekleşen olayları çözümlemek veya nasıl gerçekleştiğini öğrenebilmek için kendi düşüncesinde benzetimler veya başka bir deyişle simülasyonlar yapar, bununla da yetinmez benzetimlerden elde ettiği bilgiyi kullanarak karşı konulmaz öğrenme merakıyla sürekli denemeler yapar… Öğrenmeyi öğrenme sürecinin bir parçasıdır bu.
Peki bu durumun bir kedi ve su faturanızla ilgisi nedir? Buyrun seyredin:
Pages:
1
2
3
4
5
6
7
8
.....10
11
12
Next