Archive for 'Cinema Thing'

Hellboy 2

Ne bir Deleuze’yim, ne de bir Hitchcock eleştirmeni, ne de Zizek gibi bir film okuyucusu. Film okuması yapabilecek kadar etraflı bir literatür bilgim de yok. Kısacası gördüğünü eleştiren; filmlerdeki “normal düzene” yollanan atıfları yuhalayan, kapitalizmin ayak oyunlarına dudak büken, dayatılan hayatların benim hayatım olmadığını söyleyebilecek kadar sinema izleyicisiyim.

Yukarıda ismini zikrettiğim sahışlar bu tip filmleri görebilme şansına erişmiş olsalar(dı), muhtemelen “kötü sinema” kategorisine sokarlar(dı).

Hellboy, bildiğininz üzere bir çizgi romanın sinemaya uyarlanmış hali. Ağırlıklı şiddet ve güç öğeleri içeriyor. Özetle, film iktidar savaşı biçiminde evrilip gidiyor. Bu filmi seyrederken Nietzsche’nin “Jenseits von Gut und Böse“’si ve bazı aforizmaları aklımda yankılanıyor. Sistemin yeniden üretildiği yerde, kendime kocaman bir mısır alıp filmi izlerken tahayyül ediyorum kendimi, ürperiyorum. Bir yandan da seyretmek istiyorum. Zira hayal gücü ve görsel tantananın estetikle buluştuğu garip bir yerde benim için. Velhasıl merak ediyorum.


To download the full version visit vuze.com

PDF Sürümü/Version

Filled under Cinema Thing, Türkçe. .

Share on FriendFeed

WALL-E

Oldum olası animasyon filmleri çok sevmişimdir. Her ne kadar günümüzde bilgisayar destekli üretilse de gözümde halen cazibesini kaybetmiş değil. Binlerce işlemci barındıran süper bilgisayarlarla hayat bulan “bit”ler karşımıza koskocaman bir film çıkıyor.

Filmin anlatmağa çalıştığı derdini ister kabullenmiş olun isterse de sonuna kadar reddedin, animasyon filmlerdeki müthiş denilebilecek görsel zenginlik karşısında çoğu insan filmin karşısına geçip izlemekten kendini alı koyamıyor. Dünya’da bu işleri en güzel yapan stüdyolardan biri olan Pixar, yine çok hoş bir iş çıkaracağa benziyor.

2008 yılının yaz aylarında sinemalarda gösterilecekmiş Wall-E. Tanıtım bölümünden de anlaşılacağı üzere animasyonu ortaya koyanların mizahi duygulanımı ile dile getirilen, yarı trajik bir öykü… Filmin derdi her ne olursa olsun, ister neoliberal sanrıların fantastik betimi isterse insanı kendi psikanalizine apansızca sürüklemek olsun (belki seyrederken tahammül bile edemeyeceğim ya da filmin sonuna gelince içimden bir kaç küfür geçireceğim), o hikayenin çizgiyle anlatılması beni her zaman cezbetmiştir -Neymiş, önce Lacan’ın “Ayna Evresi” varmış…-

Her neyse de siz aşağıdaki yüksek çöznünürlüklü videonun keyfini çıkarın.

PDF Sürümü/Version

Filled under Cinema Thing, Türkçe. .

Share on FriendFeed

Nineteen Eighty-Four 1984

Orwell’in dünyası… Kitabını tercih ederim fakat film de en az kitap kadar önemli. Filme on line ulaşabilmek de cabası… Big brother? Mobese? Ben? Siz? Onlar? Faşizm? Sosyalizm?

-Geleceğin resmini istiyorsan eğer, o’nu insan yüzüne basmış bir postal olarak düşün, sonsuza dek…

Filmin tamamı aşağıda:

Filled under Cinema Thing, English. .

Share on FriendFeed

Ulus Baker’in Anısına…

Oylesine bir gezinti yaparken rastladım Ulus Hoca’nın söyleşisine… Özledim… İnsanlar hep zamansız giderler ya ondan işte…

Filled under Cinema Thing. .

Share on FriendFeed

Old & Wise

Çağan Irmak’ın “Bana Old & Wise’ı Çal” isimli,
1998 yapımı kısa filmi:

Filled under Cinema Thing. .

Share on FriendFeed
Pages: Prev 1 2 3 Next