Keukenhof
Keukenhof, Hollanda’nın Lisse kenti yakınlarında kurulu oldukça büyük bir özel botanik parkı. Botanik derken çok ağırlıklı olarak “lale” türlerinin sergilendiği bir park. Hollanda’da Nisan ve Mayıs ayları lalelerin mevsimi olduğundan ancak bu aylarda gezilebiliyor.
Lisse şehrine tren ile erişim mümkün olmadığından, eğer tren ile gidilecekse Helligom kentine gidip buradan otobüs veya taksi ile Keukenhof’a gitmek en akıllıcası. Ayrıca Lisse de 1948′den bu yana kutlanan Bloemencorso‘ya (Çiçek Festivali) ev sahipliği yapan şehirlerden biri.
Batı dillerinde kullanılan lale kelimesinin “Tulip“, “Tulp”, “Tulipa” kökeninin Osmanlı Türkçe’sine ait “tülbent” kelimesinden geldiğini belirtmek isterim. Avusturya kralı I. Ferdinand’ın Kanuni Sultan Süleyman‘a elçi olarak yolladığı Ogier Ghiselin de Busbecq‘in “lale”leri sarık üzerine sarılmış tülbente benzetmesiyle batı dünyasında kendisine hayat bulan bir kelime. Lale’nin Avrupa’ya varışı ise sürprizlerle dolu bir serüven… Laleler Hollanda’ya vardığı zaman, ilk başta ne yapacağını bilemeyen insanların lale soğanlarını pişirip yemesinden tutun, lalelerin para yerine kullanılmasına kadar Hollanda tarihinde derin izler bırakmış bir bitki…
Tabi böyle bir kültürel arkaplana sahip olan bitki için Hollandalılar’ın yaptıkları gerçekten çok güzel: Keukenhof. Lale’ye bir saygı duruşu adeta. Peyzaj mimarlığı’nın doruğa çıktığı, insanı büyülediği yerlerden biri. Tabii ki lalelerin kendi kendilerine oluşturduğu bir yapı değil, özenle çizilmiş, tasarlanmış bir park. Bazen insan bu kadar yapay bir düzünlemeden sıkıntı duysa da sergilenen binbir tür lalenin güzelliği insanı alıp götürüyor.
Park beni de kendisine çeken özelliği olarak müthiş turistik bir yer. Turist insanlara atılan bütün kazıkların havada uçuştuğu bir yer diyebilirim. Tabii ki bu kadar güzellik içinde insan cebindeki parayı düşünmüyor. Giriş ücreti 2008 fiyatı ile 13,5€ kişi başı, ancak 6 yaşından küçük çocuklar ve 65 yaş üzeri kişiler için indirim mevcut. Bilet kuyruğunu hiç sormayın. Parka girdiğiniz anda sizi müthiş bir kalabalık karşılıyor, etrafta turistten para kazanmağa yönelik binbir türlü ıvır zıvırın bulunduğu küçük sayılabilecek bir meydan. Dilerseniz 3€ aldığınız haritayı, dilerseniz büyük tabelala halinde hazırlanmış haritaları kullanarak parkın içinde gezmeğe başlıyorsunuz. Parkta 6 tane pavyon mevcut. Bunlar Juliana, Bloembollen Info (Soğanlar için Danışma), Wilhelmina, Beatrix, Willem Alexander (Kraliçe Beatrix’den sonra kral olacak, nam-ı diğer “Portakal Prensi”ve Oranje Nassau. Bu pavyonlarda özel olarak sergilenen çiçekler mevcut ayrıca çeşitli toplantılar ve de gösteriler yapılıyor. Bunların dışında lokanta ve bar gibi dinlence tesisleri de mevcut.
Park oldukça büyük olduğundan gezmesi neredeyse bütün gününüzü alacaktır. Buna göre gideceğiniz zaman yanınızda bir spor ayakkabı götürmenizi şiddetle tavsiye ederim. Yanınızda yiyecek ve içecek sokabiliyorsunuz ancak ben piknik yapanlar görmedim, bu sebeple atıştıralacak bir şeyler iyi olabilir.
Amsterdam’dan Haarlem‘e geçtikten sonra, Helligom yönünde ilerleken trenden gözüken devasa lale tarlalarının güzelliğini de göreceğinizi eklemek isterim… Bir gün Hollada’ya bahar vakti yolunuz düşerse mutlaka ziyaret edin. Aşağıda Keukenhof’da çektiğim videoların kolajı ve Keukenhof fotoğrafları var, beğeneceğinizi umarım…
(Video ve fotoğrafları görüntülemek için bu bağlantıyı kullanabilirsiniz –> )
Video:
Fotoğraflar:
Related posts: / Benzer girdiler:

