| Mobile | RSS

Bidon Kafalı ve Göbeğini Kaşıyan Bir İnsanım Ben

-o-

Gündem, son bir kaç gündür, Erdoğan’ın Bekir Coşkun’a yüklenişi ve ardından Bekir Coşkun’un veryansın mertebesinde kaleminden çıkan, nasıl bir haleti ruhiye ile yazıldığı apaçık meydanda olan yazı ve ardından gelişen polemik ile çalkalanıyor.

Onlarca gazeteci, yazar, siyasetçi vs. Erdoğan’ın bahsi geçen söyleminin ne kadar çirkin ve çağdışı olduğunu söyleyip durdu. Haklılar veya değiller, hiç de önemli değil. Ancak savundukları kişinin -ister destekleyin ister desteklemeyin- AKP’ye oy verecek olanları veya potansiyel oyu olanları “Göbeğini Kaşıyan Adam” ve Yılmaz Özdil ile beraber geliştirdikleri kavram olan “Bidon Kafa” olarak niteleyerek zaten “o” kişilerin memlekette niçin yaşadıklarını, niçin varolduklarını, hepten zarar-ziyan olduklarını, hiç bir işe yaramadıklarını kastederek ve/veya ortaya koyarak kendini ulaşılması güç, yüz bin kere elit bir mertebeye çıkarmıştı. Bu şekilde, zaten ülkenin neredeyse yarısının fikrini hiç mi hiç önemsemediğini, “o” insanları uzaylı olarak gördüğünü ilan etmişti. Çünkü kendisi gibi düşünenlerin yöneleceği adresi söylemek istiyordu. Aklınca sivri diliyle toplumu dikotomik bir tuzağa çekecekti ve insanların AKP’ye oy vermesini engelleyecekti. Böylelikle ‘80 sonrasında kendini iyice kaptırdığı “dünya düzeninin” muktedirliğine daha sağlam kazıklar çakacaktı ve çakıyordu. AKP’ye oy vermeyecek olan kesimin bir kesimi ise Coşkun’un yazılarını okudukça derin bir “ohhh” çekiyordu ve yüksek bir tatmine ulaşıyordu. Bu insanlar ise yaratılan imgeye ters olarak hem göbeklerini kaşımadıklarını hem de kafalarının bir bidon olmadığını tescilletmiş oluyorlar ve üstüne üstlük bu güruhta olmadıkları işin derin bir sevincini ve gururunu yaşıyorlardı. Yaşadıkları bu elitist gurur ise bitmek tükenmek bilmeyen bir zihinsel tatmine yol veriyordu. Çünkü Bekir Coşkun ve Yılmaz Özdil “über” sorumlu birer gazteci idi.

İçine dahil olduğum ve özgürlük ve adaletten yana olan topluluk da, bu insanlar tarafından boşa gidecek oylar olarak ortaya seriliyordu. Demokrasi anlayışları, cuntanın demokrasi anlayışından daha da etraflıca olmayan, toplumdan kopuk insanların hezeyanlarıydı gazetelere yansıyan.

Bu noktada kendisine bir gazete aracılığı ile sövülen toplumun sesi çıkmadı ya da o gazete ve çevresi toplumun sesini duyurmadı. Ancak bu yüce elit kişiliğe, ülkenin “mim”li başbakanından cevap gelince, bu gazete ve çevresi ortalığı ayağa kaldırdı. üstüne üstlük, Erdoğan bu açıklamayı kıs kıs gülerek ve zekice bir manevra ile bu gazete çevresine ait bir televizyon kanalında yapıyordu. İronik ve ironik olduğu kadar da traji komik değil mi?

Erdoğan’ın üslubunun da çok tutarlı bir yanı yoktu. Seçim sürecinde ip cekmece oynadıktan sonra, kendisi de Bekir Coşkun’la aynı ağızdan konuşuyor ve “O”‘nu bu sefer, Coşkun’un yaptığı gibi adamdan saymıyordu.

Al birini vur ötekine.

1930′ların Almanya’sının gazete arşivlerini, sağda solda yayınlanan bildirilerini, “teorik” makalelerini şöyle bir inceleyen bir insan günümüzdeki ile benzerliklerini şıp diye görebilir.

Cımbızcılıktan daha önce kişisel bir meselem ile ilgili olarak bahsetmiştim [1][2][3]. Cımbızcılık medyada bir adettir, zira sansasyon yaratma olasılığı yüksektir. Ancak Coşkun ve benzeri yazarların kalemlerinden dökülen cümleleri cımbmzlamak son derece zordur. Zira bu tip faşist düşünce eksenli yazılar her daim sığdır ve her paragrafında, her cümlesinde aynı şeyi söyler dururlar. Ancak yaşadığım son örnek olan Erdoğan’ın konuşması ise ustaca yapılmış bir cımbızcılık hamlesiydi. Böylelikle adı geçen gazete usataca bir hamle ile “Emin Çölaşan” davasınından da kurtulacaktı.

Boşuna mı “Do Not Hate Media! Be Media!” ya da Türkçe’siyle “Medyadan Nefret Etme! Medya Ol!” diyorum?

İnsanlar boşuna mı özgürlük diye haykırıyor? Hayır! İşte bu cunta bozması yapılara karşı durmak için.

İnsanlar boşuna mı adalet diye bağırıyor? Hayır! Bu toplumda beraber yaşayabilmek için.

İnsanlar boşuna mı özgürlükçü sosyalizm diye bağırıyor? Hayır! Faşizme karşı durmak için…

Saygıyla…

Yazıyla ilgili olarak Kanal D haberin videosu:

Related posts: / Benzer girdiler:

  1. Gazete Eleştirisi
  2. Ali Saydam Buyurmuş…
  3. Sansür ve Olaylar
  4. Bir Gazeteci Olarak Joseph Goebbels

Leave a Reply 10 views, 1 so far today |